Zengin eski eşimin arkadaşıyla evlendim düğünden sonra ilk geceden bunu yaptı.

Şaşkınlıkla yüzüne baktım.

“Bunlar ne?”

“Yarın imzalanacak belgeler.”

“Ne için?”

Leon karşıma oturdu.

“Evin yarısını senin üzerine geçiriyorum. Ayrıca senin adına ayrı bir hesap açıldı.”

Elimdeki kâğıtları yavaşça bıraktım.

“Leon, benim senin parana ihtiyacım yok.”

“Biliyorum.”

“O zaman neden?”

Bir süre yüzüme baktı.

Sonra söylediği şey bütün gecenin havasını değiştirdi.

“Çünkü Kerem seni yıllarca hiçbir şeyin sahibi değilmişsin gibi hissettirmiş.”

Donup kaldım.

Leon devam etti.

“Onunla birlikteyken o evdeki hiçbir şeyi seçmediğini hatırlıyorum. Hangi masada oturacağını bile bazen Kerem söylüyordu. Boşanırken ise sana ait olanları istemeye bile utanmıştın.”

“Bunları nereden biliyorsun?”

“Çünkü seni gördüm, Elif.”

Bu üç kelime göğsüme ağır bir sıcaklık gibi oturdu.

Leon yanıma yaklaştı ama bana dokunmadı.

“Sen benim karım oldun diye hayatımın içine misafir olarak girmeyeceksin. Burada ne varsa ikimizin olacak. Yarın beni bırakmak istersen bile kendi hayatını kurmak için benden izin istemeyeceksin.”

Gözlerim doldu.

Ben düğün gecemizde tutku bekliyordum.

Leon bana özgürlük vermişti.

Ayağa kalkıp karşısında durdum.

“Bunu ilk gecemizde söylemek zorunda mıydın?”

Gülümsedi.

“Başka bir şeye geçmeden önce bilmeni istedim.”

“Neye?”

Bu kez aramızdaki mesafeyi kapattı.

Ellerini belime yerleştirip beni kendine doğru çekti.

“Sen artık kimsenin gölgesinde yaşamıyorsun.”

Nefesi yüzüme değiyordu.

“Ve?”

“Ve bu gece seni yıllardır aklımdan çıkarmaya çalıştığımın hesabını senden sormayı düşünüyorum.”

İstemeden güldüm.

“Bu biraz tehdit gibi oldu.”

“İtirazın var mı?”

Başımı yavaşça iki yana salladım.

Leon beni öptüğünde ilk kez bir erkeğin yanında kendimi sahip olunan biri gibi değil, seçilen biri gibi hissettim.

Fakat asıl sürpriz ertesi sabah geldi.

Telefonum durmadan çalıyordu.

Arayan Kerem’di.

Açmadım.

Sonunda mesaj gönderdi.

“Leon’un seninle neden evlendiğini gerçekten biliyor musun?”

Mesajın altında eski tarihli bir fotoğraf vardı.

Leon ve Kerem gençlik yıllarında yan yana duruyordu. Fotoğrafın arkasına Kerem’in el yazısıyla tek bir cümle yazılmıştı:

“Bir gün ikimiz de aynı kadına âşık olursak dostluğumuz biter.”

Leon fotoğrafa uzun süre baktı.

Sonra sessizce:

“Bunu unutmuştum,” dedi.

“Kerem ne anlatmaya çalışıyor?”

Leon bana döndü.

“Yıllar önce bir davette seni ilk kez görmüştüm. Kerem henüz seninle tanışmamıştı.”

Nefesim kesildi.

“Yani beni önce sen mi tanıyordun?”

“Evet.”

“Peki neden hiçbir şey söylemedin?”

Leon pencereye doğru baktı.

“Çünkü o gece babam hastaneye kaldırıldı ve ertesi sabah ülkeden ayrıldım. Döndüğümde Kerem seninle birlikteydi.”

Yıllarca birbirimizin hayatının kıyısından geçmiş olduğumuzu fark ettim.

Telefonumu elime aldım.

Kerem’in mesajını sildim.

Sonra telefonu kapattım.

Leon şaşkınlıkla baktı.

“Başka bir şey söylemeyecek misin?”

Yanına gittim ve elini tuttum.

“Söyleyeceğim.”

“Ne?”

“Hayatımın yarısını geçmişte kimin kimi önce gördüğünü düşünerek harcadım. Kalan yarısını beni bugün gerçekten gören adamla geçirmek istiyorum.”

Leon’un yüzündeki gülümseme yavaşça büyüdü.

O gün şunu anladım:

Bazen hayatınızın aşkı sizi ilk bulan kişi değildir.

Bazen doğru insan, sizi sahiplenmeye çalışmadan yanınızda duran, geçmişinizle yarışmak yerine geleceğinizde size yer açan kişidir.

Ben zengin eski kocamın arkadaşıyla evlenmiştim.

Ama düğün gecemde Leon’un bana verdiği en değerli şey serveti değildi.

Bana, hayatımda ilk kez kendime ait bir yer vermişti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir