ZENGİN ESKİ EŞİMİN ARKADAŞIYLA EVLENDİM, DÜĞÜNDEN SONRA İLK GECEDEN BUNU YAPTI...
Eski kocam Kerem’den boşandığımda otuz dokuz yaşındaydım ve bir daha evlenmeyeceğime emindim. On üç yıllık evliliğimiz dışarıdan kusursuz görünüyordu. Kerem’in şirketleri, Boğaz’a bakan evi, pahalı arabaları ve bitmek bilmeyen davetleri vardı. İnsanlar onun yanında nasıl yaşadığımı gördüklerinde beni şanslı sanıyordu.
Oysa büyük evlerin içinde de insan kendini yapayalnız hissedebiliyordu.
Kerem beni aldatmamıştı. Bana bağırıp çağırmamıştı da. Belki de ayrılmayı daha acı hâle getiren buydu. Yıllar içinde beni karısından çok, hayatının güzel görünen bir parçası hâline getirmişti. Ne düşündüğümü sormuyor, ne istediğimi merak etmiyordu. Bir akşam sofrada yüzüme bile bakmadan, “Cumartesi şirket yemeğine geleceksin, o elbiseyi giy,” dediğinde içimde bir şey sessizce kopmuştu.
Altı ay sonra boşanma dilekçesini verdim.
Kerem bunu kabullenemedi.
Ama beni asıl şaşırtan kişi, onun üniversiteden beri en yakın arkadaşlarından biri olan Leon Varga oldu.
Leon yıllardır yurt dışında yaşayan, İstanbul’a yalnızca iş toplantıları için gelen bir yatırımcıydı. Kerem kadar zengindi, belki daha da zengindi ama gösterişten nefret ederdi. Onu evliliğim boyunca sadece birkaç kez görmüştüm. Kalabalık sofralarda fazla konuşmaz, insanları dinlerdi. Nedense ben konuştuğumda gözlerini benden kaçırmazdı. Boşanmamdan yaklaşık bir yıl sonra bir sanat galerisinde karşılaştık.
“Elif?”
Sesini duyunca döndüm.
Leon karşımda duruyordu. Üzerinde koyu renk sade bir takım elbise vardı. Şakaklarında yıllar içinde biraz kır düşmüştü.
“Leon... İstanbul’da olduğunu bilmiyordum.”
“Ben de senin artık Kerem’le olmadığını geç öğrendim.”
Bunu öyle bir söyledi ki bir an ne cevap vereceğimi bilemedim.
O gece yalnızca kahve içtik.
Sonra ikinci kahve geldi.
Sonra akşam yemekleri.
Leon hiçbir zaman beni etkilemeye çalışmadı. Bana pahalı hediyeler getirmedi. Şoförlü arabasıyla kapıma geldiğinde bile birkaç sokak önce inip benimle yürümeyi tercih ediyordu.
Bir akşam yağmur altında kaldığımızda saçlarımdan sular süzülürken bana bakıp güldü.
“Ne var?”
“Hiç.”
“Öyle bakma o zaman.”
“Nasıl bakıyorum?”
“Bilmiyorum.”
Leon biraz yaklaşıp sesini alçalttı.
“On yıldır bakmamaya çalıştığım gibi.”
Kalbim o anda öyle hızlı attı ki yağmurun sesinin bile bunu gizleyemeyeceğini düşündüm.
Leon’un benden yıllardır hoşlandığını o gece öğrendim. Ama Kerem’le evliyken bunu kendine bile itiraf etmek istemediğini söyledi. Boşandığımızı öğrendiğinde ise hemen karşıma çıkmayı doğru bulmamıştı.
İlişkimiz yaklaşık bir yıl sürdü.
Sonunda bana evlenme teklif etti.
Kerem haberi duyduğu gün Leon’u aramış.
Ne konuştuklarını bilmiyordum. Leon yalnızca, “Dostluğumuz çoktan bitmişti. Bugün sadece resmileşti,” dedi.
Düğünümüz gösterişli olmadı. Deniz kenarında küçük bir otelde, kırk kişilik bir tören yaptık. Gece boyunca Leon’un gözlerinin sürekli üzerimde olduğunu hissediyordum. Dans ederken eli belimdeydi ve kulağıma eğilip, “Şu an buradaki hiç kimseyi görmüyorum,” dedi.
“Beni utandırmaya mı çalışıyorsun?”
“Henüz başlamadım bile.”
Gülümsedim.
Ama düğünden sonra otele döndüğümüzde her şey değişti.
Odaya girdiğimizde Leon arkamızdan kapıyı kilitledi.
Ayakkabılarımı çıkarıp yatağın kenarına oturdum. Kalbimde yıllardır hissetmediğim genç bir heyecan vardı.
Leon ise yanıma gelmedi.
Ceketini çıkardı, masanın üzerine bıraktı ve cebinden ince bir zarf çıkardı.
“Önce bunu görmeni istiyorum.”
Ne olduğunu anlamadım.
Zarfı açtığımda içinde bir tapu fotokopisiyle bazı banka belgeleri vardı
Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz