Elif birkaç saniye daha kıpırdayamadı. Gözlerini Mert’ten ayıramıyordu. Sanki bakmayı bırakırsa gördüğü şey yok olacak, her şey eski haline dönecekti. Ama o hâlâ oradaydı. Sarışın kadının elini tutuşu, yüzündeki o rahat ifade… yıllardır kurdukları hayatın sessizce çöktüğünü gösteriyordu.
— Gel kızım — diye fısıldadı annesi, koluna hafifçe dokunarak. — Bunu tek başına yaşamak zorunda değilsin.
Babası ise çoktan yürümeye başlamıştı. Adımları yavaş ama kararlıydı. O sakinliğin içinde Elif’in daha önce hiç fark etmediği bir güç vardı. Dizlerinin titrediğini hissetse de onların peşinden gitti. Her adımda sanki eski hayatından biraz daha uzaklaşıyordu.
Mert onları ancak birkaç adım kala fark etti. Yüzündeki gülümseme bir anda silindi. Yanındaki kadın şaşkınlıkla ona, sonra Elif’e baktı. Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz