Adam oğlunu evlendirmiş, bir hafta sonra da askere göndermiş. Gelin bu duruma çok bozulmuş; “Daha yeni evlendik, koca hasretiyle yanıyorum!” diye yakınır olmuş. Kayınpeder bunu fark etmiş, “Eyvah, bu gelin çok sıkılacak, buna bir çare bulmak lazım” demiş.
Bir gece aklına parlak bir fikir gelmiş, sabaha kadar da sabredememiş. Hemen gitmiş gelinin kapısını tıklatmış. Gelin kapıyı açınca kayınpeder elinde büyük bir paketle içeri girmiş.
Gelin şaşırmış:
— Baba, bu da ne?
Kayınpeder gülümsemiş:
— Oğlum askerde yalnız kalmasın diye sana kocasının karton maketini yaptırdım!
Gelin hem gülmüş hem ağlamış:
— Baba vallahi sizden korkulur, bir tek sizde böyle fikir olur!
O günden sonra mahallede herkes “maket damatlı gelin” fıkrasını anlatır olmuş.
Ekstra fıkra
Adamın biri bayağı günah işlemiş.Bir papaza günah çıkartmaya gitmiş. “Papaz efendi ben çok günah işledim. Mesela dün komşunun küçük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.” “Allah affeder oğlum”.. “Önceki gün de büyük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.” “Allah affeder oğlum”.. “Daha önceki gün de komşumun karısı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.” Tamam oğlum Allah affeder affeder de, sen yavaş yavaş gitsen. Hava da bozmaya başladı zaten.
Bu dünyada iki samimi arkadaş varmış. Bunların dünya görüşleri birbirlerine tersmiş. Biri, namazında niyazında, dünya malında gözü olmadan, içki içmeden, karı kızla yatmadan camiden çıkmaz, öteki ise onun yapmadığı her şeyi yapar yaptıklarını yapmazmış. Derken sefahat düşkünü erkenden ölmüş. Aradan yıllar geçtikten sonra sofu olan da ölmüş. Sofu dogrudan cennete gitmiş. Ağaçlar altında yatıyor yiyor içiyormuş. Aklına arkadaşı gelmiş. Meleklere sormuş cehennemde oldugunu isterse ziyaret edebileceğini söylemişler Bu da kalkmıs arkadaşını ziyarete gitmiş. Bir de ne görsün arkadaşının elinde nadide Fransız şarabı, koynunda cennette bile bulunmayacak derecede güzel bir kadın. Sofu hayretle “Bu nasıl iş? Sen dünyada da sefa sürdün burda da sürüyorsun. Nerede Allah’ın adaleti?” diye sormuş. Arkadaşı derin bir ah cekerek “bu benim için büyük işkence” diye yanıtlamis. Sofu yeniden “bu nasıl işkence?” diye sormus. “Sorma..” demiş arkadaşı “bu şişeyi görüyor musun? Bunun dibi delik”; “Ya o güzel kadın?” diye atılmış Sofu. Cehennemdeki arkadaşı iç çekerek “Ah, ahhh, Onun da dibinde delik yok” demiş