Bu… imkânsız…
— Hiç de değil, dedi babam. Çünkü insanın değeri parasında değil, karakterindedir.
Margarita’nın eli titremeye başladı. Elbisemin kopan parçası sessizce yere düştü.
Daniel birden ayağa fırladı.
— Baba… bunu biliyor muydun?
Richard cevap vermedi. Belgeleri sanki hayatındaki tüm kesinlikleri yok ediyormuş gibi inceliyordu.
— Ve bir şey daha var, diye ekledi babam. Ana depolarınızın kurulu olduğu arazinin mülkiyeti gelecek ay yeniden bizim ailemize geçecek. Kira sözleşmeleri bitiyor.
Salonda huzursuz bir uğultu yayıldı. Bazı davetliler telefonlarına sarıldı, bazıları fısıldaşmaya başladı. Az önceki ihtişam bir anda kırılgan bir sahne dekoruna dönüşmüştü.
Margarita sandalyeye çöktü.
— Hayır… bu olamaz… diye mırıldandı.
Babam yanıma geldi, ceketini çıkarıp omuzlarıma örttü. Kumaşın sıcaklığı içimi titretti.
Burada kalmak zorunda değilsin, dedi yumuşakça.
Daniel bana doğru bir adım attı.
— Lütfen… bekle… konuşabilir miyiz?
Ona baktım. Gözlerinde korku, şaşkınlık ve geç kalmış bir pişmanlık vardı. Ama içimde artık eski kırılganlık yoktu.
— Şimdi değil, dedim.
Etrafımızda sesler yükseliyordu. İş ortakları kayıplardan, sözleşmelerden bahsediyordu. Richard masanın yanında donup kalmıştı; sanki yıllardır güvendiği zemin bir anda ayağının altından çekilmişti. Işıklar daha soğuk görünüyordu, lüks daha anlamsız.
Babam elini uzattı.
— Hadi gidelim.
Salonu sessiz bakışların arasından geçerek terk ettik. Attığım her adım beni biraz daha hafifletiyordu. Az önceki utanç yerini tuhaf bir güce bırakıyordu.
Dışarıda gece serin ve berraktı. Şehrin ışıkları uzakta parıldıyordu.
Babam hafifçe gülümsedi.
— Bazen, dedi, insanın gerçekten özgür olabilmesi için önce başkalarının onayına ihtiyacı olmadığını anlaması gerekir.
Derin bir nefes aldım. Uzun zamandır ilk kez kalbimde korku yoktu.
O gece yalnızca güçlü bir ailenin dünyası sarsılmadı. Ben kendi değerimi yeniden buldum… ve yeni bir başlangıç yapacak cesareti.