75 Yaşındaki Annemi İndirim Kuponları Yüzünden Aşağılayan Kasiyer, Müdür Eski Kuponun Arkasını Çevirince Sustı

“1988 yılında dükkânımızda çıkan yangında hayatımı kurtaran Fazıl Yılmaz'a... O gün kendi canını tehlikeye atarak beni dışarı çıkardı. Kendisine duyduğum minneti bir alışveriş kuponuyla ödeyemem. Bu kâğıt yalnızca dostluğumuzun hatırasıdır. Kapımız ona ve ailesine her zaman açıktır. Hakkı Çetin.”

Son cümleyi okurken Şevket Bey'in sesi kırıldı.

Ben anneme döndüm. Hayatımda ilk defa babamın adını böyle bir olayın içinde duyuyordum.Bebek Ürünü

“Anne, babam birini yangından mı kurtarmış?”

Annem gözlüğünü çıkardı. Gözlerinin kenarında biriken yaşları silerken hafifçe başını salladı.

“Babanız bunu anlatmamı pek istemezdi. İnsanların kendisine kahraman gibi davranmasından utanırdı.”

Şevket Bey kupona baktı.

“Babam o günü ömrü boyunca unutmadı. Bana hep anlatırdı. Ama kurtarıcısının soyadını yıllar içinde hatırlayamaz olmuştum. Babamın çalışma masasındaki eski fotoğraflarda yüzünü gördüm. Yine de bu kuponun hâlâ durduğunu bilmiyordum.”Bebek Ürünü

Oğuz birkaç metre ötede, başını öne eğmiş dinliyordu. Sıradaki müşteriler de susmuştu.

Şevket Bey babasının hikâyesini anlatmaya başladı.

1988 yılının kasım ayında burası bugünkü kadar büyük bir market değilmiş. Tek katlı, dar koridorlu bir mahalle bakkalıymış. Hakkı Çetin, yıllarca para biriktirerek açtığı dükkânı ayakta tutmaya çalışıyormuş. Bir akşam arka depoda yangın çıkmış. Duman kısa sürede satış bölümüne dolmuş.

Hakkı Bey arka kapıya ulaşmaya çalışırken düşmüş. Çevredeki esnaf dışarıya çıkmış, itfaiyeye haber verilmiş. Babam Fazıl ise o gün eve dönerken dükkândan yükselen dumanı görmüş.Bebek Ürünü

“Babamın anlattığına göre,” dedi Şevket Bey, “Fazıl Bey içeriden gelen sesini duymuş. Dumana rağmen içeri girip onu kapıya kadar sürüklemiş. Sonra da ambulans gelene kadar yanında kalmış.”

Annem derin bir nefes aldı.

“O gece eve geldiğinde gömleği is içindeydi. Sol kolunda küçük bir yanık vardı. Ne olduğunu sorduğumda, ‘Biraz telaş yaşandı ama herkes iyi,’ demişti. Ertesi gün olayı komşulardan öğrendim.”

“Peki hiç neden anlatmadınız?” diye sordum.

“Babanız istemedi, Aysun. Bir insana yardım edince bunu yıllarca anlatıp övünmenin doğru olmadığını düşünürdü.”

Şevket Bey elindeki kâğıdı tezgâha bırakmadı. Parmaklarıyla köşelerini dikkatle düzeltti.

“Babam Fazıl Bey'e teşekkür etmek için para vermeye çalışmış. Kabul etmeyince bu hatıra kuponunu hazırlamış. Eski logomuzun altına kendi imzasını atmış. Daha sonra dükkâna geldiğinde çayını birlikte içer, sohbet ederlermiş.”

Annem hafifçe gülümsedi.

“Evet, Hakkı Bey çok iyi insandı. Babanızla bazen burada karşılaşırlardı. Sonra market büyüdü, onlar yaşlandı. Görüşmeleri seyrekleşti.”

“Babam on bir yıl önce vefat etti,” dedi Şevket Bey. “Fazıl Bey'in de aramızdan ayrıldığını bilmiyordum. Başınız sağ olsun.”

Annem teşekkür etti.

O sırada aklıma takılan soruyu sordum.

“Anne, bu kâğıt neden bugün diğer kuponların arasındaydı?”

Annem önce sustu. Sonra omuz çantasının sapını düzeltti.

“Babanız hastalanmadan kısa süre önce eski bir kutuyu açmıştı. İçinden bunu çıkarıp bana verdi. ‘Bir gün kendini çok yalnız hissedersen, Hakkı'nın dükkânına git. Bizi tanıyan insanlar hâlâ vardır,’ dedi.”

Bir an duraksadı.

“Ben de sakladım. Üç yıldır elimi sürmedim.”

“Peki bugün?”

“Bu ay emekli maaşımdan kombinin tamir parası çıktı. Bir de ilaçlarımın katkı payı arttı. Alışveriş listesini üç defa değiştirdim. Kuponları hazırlarken kutudan bunu da aldım. Belki eski bir indirim hakkı vardır diye düşündüm. Ama asıl neden...”

Sesi kısıldı.

“Asıl neden, babanızın elinin değdiği bir şeyi yanımda taşımak istememdi. Bugün biraz fazla yalnız hissettim.”

Boğazım düğümlendi. Annem para sıkıntısı yaşadığını bana hiç söylememişti. Her aradığımda iyi olduğunu, hiçbir şeye ihtiyacı bulunmadığını söylerdi.

“Anne, bana neden söylemedin?”

“Senin de evin, masrafların var kızım. Her derdimi sana yüklemek istemedim.”

Elini tuttum. “Sen benim yüküm değilsin.”

Şevket Bey sessizce yanımızda bekledi. Sonra kuponu anneme geri uzattı.

“Bu kâğıt sizde kalmalı Neriman Hanım. Babamın hatırası olduğu kadar eşinizin de hatırası.”Bebek Ürünü

Annem kuponu iki eliyle aldı.

“Peki,” dedi Şevket Bey, “alışverişinize yardımcı olmamıza izin verir misiniz? Babam hayatta olsaydı böyle bir durumda size destek olmak isterdi.”

Annem hemen başını salladı.

“Hayır, oğlum. Ben kimseye borçlu kalmak istemem.”

“Bu bir borç değil. Ama kabul etmek zorunda da değilsiniz. Kuponlarınızın geçerli olanlarını kullanarak alışverişinizi tamamlarız. İsterseniz market çalışanlarının gönüllü olarak hazırladığı alışveriş destek paketlerinden birini de seçebilirsiniz. Tamamen sizin kararınız.”

Annem düşündü.

“Ben yalnızca aldıklarımın parasını ödemek istiyorum,” dedi. “Ama şu indirimleri doğru hesaplayabilirseniz sevinirim.”

Şevket Bey gülümsedi.

“Elbette.”

Sonra bana dönerek, “Kasadaki işlemi başka bir çalışanımız tamamlasın. İsterseniz kalabalıktan uzak bir kasaya geçebilirsiniz,” dedi.

Annem kabul etti. Marketin yan tarafındaki daha sakin kasaya yürüdük. Oğuz ise hâlâ aynı yerde duruyordu.

Şevket Bey onu yanına çağırdı.

“Oğuz, bu hanımefendinin elindeki kuponun geçmişini artık biliyorsun. Fakat bunu öğrenmeden önce söylediklerin de yanlıştı.”

Oğuz yüzünü kaldırmadı.

“Biliyorum müdürüm.”

“Hayır, bildiğinden emin değilim. Çünkü senin görevin müşterinin parasını, kıyafetini veya yaşını değerlendirmek değil. İşlemini doğru yapmak. Bir kupon geçersizse nedenini açıklarsın. Kimseyi aşağılayamazsın.”

Oğuz anneme döndü.

“Neriman Hanım, sizden özür dilerim. Çok kaba davrandım. Eşiniz hakkında söylediklerim de affedilecek gibi değildi.”

Annem uzun süre cevap vermedi.

“Evladım,” dedi sonunda, “insan yaşlanınca her söze kolay alışmıyor. Hele ölmüş eşiniz hakkında söylenince... Ben yalnızca alışveriş yapmaya gelmiştim.”

Oğuz'un gözleri doldu.

“Haklısınız.”

Annem başını eğdi. Özrü duyduğunu söyledi ama onu hemen affettiğini söylemedi.

Şevket Bey de Oğuz'a müşteriyle iletişim konusunda yeniden eğitim alacağını, o gün kasadan uzaklaştırılacağını ve olayla ilgili resmî bir değerlendirme yapılacağını bildirdi. Genç adam sessizce personel bölümüne yürüdü.

Alışverişimiz tamamlandığında geçerli indirimlerle beklediğimizden biraz daha düşük bir tutar çıktı. Annem parasını kendi kartıyla ödedi. Fişi dikkatlice katlayıp çantasına yerleştirdi.

Şevket Bey kapıya kadar bize eşlik etti.

“Size bir ricam olabilir mi?” diye sordu.

Annem durdu.

“Babamın eski fotoğraflarını bulursam size göstermek isterim. Belki eşinizle birlikte çekilmiş bir fotoğraf da vardır.”

Annemin yüzü aydınlandı.

“Bunu çok isterim.”

Dışarı çıktığımızda annem bir süre konuşmadı. Arabaya yerleşince eski kuponu çantasından çıkarıp bana uzattı.

“Babanın yazısını görür gibi oluyorum,” dedi.

“Bu yazı Hakkı Bey'in, anne.”

“Biliyorum. Ama babanın iyiliğini anlatıyor.”

O akşam annemle evde birlikte yemek yedik. Mutfakta tabakları kaldırırken bana ilk kez emekli maaşının yetmediği ayları ayrıntılarıyla anlattı. Ben de her ay alışverişe birlikte gitmeyi önerdim. Önce itiraz etti. Sonra bunu yardım olarak değil, birlikte geçireceğimiz zaman olarak kabul etti.

İki hafta sonra Şevket Bey aradı. Babasının eski albümlerinden bir fotoğraf bulmuştu. Marketin önünde duran iki genç adam, kollarını birbirlerinin omuzlarına atmış gülümsüyordu. Biri Hakkı Çetin, diğeri babamdı.

Fotoğrafın arkasında yalnızca şu cümle yazılıydı: “Dostum Fazıl ile, 1989.”

Şevket Bey fotoğrafın bir kopyasını anneme gönderdi. Oğuz'un eğitim sürecinin başladığını ve bir süre deneyimli çalışanların gözetiminde görev yapacağını da haber verdi. Annem eski kuponunu küçük hatıra kutusuna geri koydu. Fotoğrafıysa salonun duvarına, babamın yıllardır asılı duran portresinin yanına yerleştirdi.Bebek Ürünü

Bir sonraki alışverişimizde annem kasaya yaklaşırken hafifçe tedirgin oldu. Fakat genç bir çalışan gülümseyerek kuponlarını aldı, tek tek kontrol etti ve kullanılabilenleri uyguladı. Annem teşekkür edip alışverişinin parasını ödedi.

Dışarı çıkarken koluma girdi. “Bugün güzel geçti,” dedi.

O an anladım ki annemin en çok ihtiyacı olan şey bedava alışveriş değildi. Babamın yıllar önce bir insanı kurtarmış olması da ona saygı gösterilmesinin şartı olmamalıydı. Annem yalnızca herkes gibi, kimse tarafından küçük düşürülmeden alışverişini tamamlamak istiyordu. O gün bunu yapabilmiş olması, yüzündeki huzurlu gülümsemeye yetmişti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir