24 yaşındayım. 5 yıl boyunca 48 yaşında evli bir adamla ilişkim oldu.” Bu yıllarda neyi anladım

Murat’ı kimse bilmiyordu.

Başlarda sadece özel hayatım hakkında çok konuşmayı sevmediğimi söylüyordum. Sonra ondan tamamen bahsetmemeye başladım. Arkadaşlarım hayatımda biri olup olmadığını sorduklarında ya konuyu değiştiriyor ya da belirsiz cevaplar veriyordum. Çünkü kendim bile tam olarak anlamadığım bir şeyi anlatmak zordu.

 

En zor zamanlar bayramlar ve özel günlerdi.

 

Her yıl yılbaşı geldiğinde telefonum neredeyse hiç çalmazdı. Murat’ın o sırada evinde, ailesiyle birlikte olduğunu biliyordum. Büyük bir masanın etrafında, ışıklar altında, konuşmaların ve kahkahaların içinde oturduğunu hayal ediyordum. Bazen gece çok geç saatlerde kısa bir mesaj gönderirdi.

 

“Yeni yılın kutlu olsun. Seni özledim.”

 

Sadece bu kadar.

Ben ise evimde yalnız oturur, sessizlik olmasın diye televizyonu açardım. Bir gün her şeyin değişeceğine kendimi inandırmaya çalışırdım.

 

Ama o gün hiç gelmedi.

 

Bazen bu konuyu açmaya çalışıyordum.

 

— Murat, sence bir gün gerçekten birlikte olabilir miyiz?

 

O genelde derin bir nefes alır ve elimi tutardı.

 

— Bu işler o kadar basit değil. Sen de biliyorsun.

Ama yıllar geçti…

 

— Lütfen şu anı bozmayalım. Şu anda birlikteyiz, bu yeterli değil mi?

 

Ve konuşma her zaman orada biterdi.

 

Yirmi üç yaşıma geldiğimde içimde bir şeylerin değişmeye başladığını ilk kez hissettim. Artık on dokuz yaşındaki o saf kız değildim. Sessiz vaatlere inanan biri değildim artık. Gerçeği daha net görmeye başlamıştım.

 

Murat hiçbir yere gitmeyecekti.

Onun gerçek hayatı her zaman olduğu yerdeydi: evinde, eşi ve ailesiyle birlikte.

 

Ben ise onun hayatındaki küçük bir kaçış gibiydim. Sadece birkaç saatliğine geldiği, kendi dünyasından uzaklaştığı bir yer.

 

Bir akşam yine o kiralık dairede oturuyorduk. Onu izlerken bir anda onu farklı gördüğümü fark ettim. Artık başlangıçta gördüğüm o etkileyici adamı görmüyordum. İki hayat yaşayan ve hiçbirinden vazgeçmek istemeyen yorgun bir adam görüyordum.

 

O anda çok basit ama aynı zamanda çok acı bir şeyi anladım.

 

Eğer beş yıl içinde bir seçim yapmadıysa, muhtemelen hiçbir zaman yapmayacaktı.

Bu düşünce bir anda gelmedi. Yavaş yavaş içimde büyüdü. Sessiz ama kaçınılmaz bir gerçek gibi.

 

Doğum günümden bir gün önce Murat bana yazdı. Gelemeyeceğini söyledi. Eşi akrabalarla bir akşam yemeği organize etmişti ve onun orada olması gerekiyordu.

 

Birkaç gün sonra görüşeceğimizi söyledi.

 

Mesajı birkaç kez okudum.

 

Ve beş yıl sonra ilk kez ne üzgün hissettim ne de öfkeli. Sadece derin bir yorgunluk vardı içimde.

O anda hayatımın yavaş yavaş akıp gittiğini fark ettim.

 

Yirmi dört yaşındaydım ve gençliğimin büyük bir kısmını başka birinin karar vermesini bekleyerek geçirmiştim.

 

O gece ona hemen cevap yazmadım.

 

Dışarı çıkıp şehirde yürüdüm. Hava soğuktu ama temizdi. Uzun zamandır ilk kez gerçekten nefes aldığımı hissettim.

On dokuz yaşındaki halimi düşündüm. Bir kafede kendinden çok daha büyük bir adamın karşısında oturan ve bunun hayatının en büyük aşk hikâyesinin başlangıcı olduğuna inanan o kızı.

 

Belki bu bir hata değildi. Belki sadece uzun bir dersti.

 

Ama her dersin bir sonu vardır.

 

Eve döndüğümde Murat’a tek bir mesaj yazdım.

 

“Sanırım artık her birimizin kendi yoluna gitme zamanı geldi.”

Ne demek istediğimi gerçekten anlayıp anlamadığını bilmiyorum. Şaşırdı mı, yoksa yıllardır içimde taşıdığım ağırlığın küçük bir kısmını bile hissetti mi, onu da bilmiyorum.

 

Ama ertesi sabah, doğum günümde, uyandığımda içimde garip bir huzur vardı.

 

Uzun zaman sonra ilk kez o gün sadece bana aitti.

 

Ve belki de gerçek hayatım tam o anda başlıyordu

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir