Koluna otuz beş yaşında bir kadını takıp kapıdan çıktı. Hayatımı mahvettiğine emindi.Ben ise sadece gülümsedim.Bilmediği şey, iki yıl önce bütün banka hesaplarını sessizce kendi adıma geçirmiş olduğumdu.Hakim dava dosyasını açtığı anda her şey değişti.Ve bu daha sadece başlangıçtı.Yetmiş üç yaşımda, ihanetin her zaman bağırışlar ya da çarpılan kapılarla gelmediğini öğrendim.Bazen yatak odanıza, kocanızın kolonyası ve başka bir kadının parfümüyle birlikte girer.*Vedat*, kırkıncı evlilik yıl dönümümüzde ona aldığım lacivert takım elbiseyi giymiş halde yatağımın ayak ucunda duruyordu.Bana, sonunda gözden çıkarmaya karar verdiği eski bir eşyaya bakar gibi bakıyordu.*”Yaşlandın,”* dedi.*”Hastasın. Ben hâlâ önemli olan biriyle birlikte olmak için senden ayrılıyorum.”*Yanında *Filiz* duruyordu.Otuz beş yaşında.Kırmızı bir elbise.Pırlanta bir bileklik.Kibir ile gücü birbirine karıştıran türden bir kadın.Eli, sanki zaten ona aitmiş gibi rahatça Vedat’ın kolunun üzerindeydi.Ben ise ameliyat sonrası biraz kilo vermiş, gümüş rengi saçlarımı özenle toplamış bir halde yorganın altında dik oturuyordum.Ellerim, Vedat’ın bir kez bile okumaya zahmet etmediği bir yığın hastane faturasının üzerindeydi.Kırk sekiz yıl boyunca onun yemeklerini yaptım.Müşterilerini ağırladım.Çocuklarımızı büyüttüm.Ve *Potter Enterprises* adlı şirket, kiralık küçük bir ofisten bölgesel bir dev hâline gelirken yanında durdum.Ya da daha doğrusu…Onu birlikte inşa ettik.Ama Vedat gibi erkeklerin bir alışkanlığı vardır:Kendilerine inanacak kadar genç bir kadın bulduklarında tarihi yeniden yazarlar.Filiz yatak odama bakıp gülümsedi.*”Merak etme, Erkan Hanım. Seni rahat edeceğin bir yere yerleştiririz.”**”Bir yere mi?”* diye sordum.Vedat, konuşmuş olmamdan rahatsız olarak sabırsızca iç çekti.*”Bir emeklilik dairesi. Huzurevi. Avukatların uygun göreceği bir yer işte. Mantıklı ol.”*Kapının yanındaki valizlere baktım.İki deri bavul.Saat koleksiyonu.Aspen’deki evimizden getirdiği çerçeveli aile fotoğrafı.Sadece gitmiyordu.Yanında hatıraları da götürüyordu.*”Bütün bunları dikkatlice planlamışsın,”* dedim.Gülümsemesi genişledi.*”Kesinlikle. Şirket benim. Ev benim. Hesaplar benim. Sana da geçinmeye yetecek kadar bir şeyler verilecek.”*