Parası ve başımın üstünde bir çatı için yalnız, yaşlı bir kadınla evlendim.Bunu söylerken kendimden utanmıyorum.Çünkü hayat bazen insanı hiç gitmek istemediği yollara sürüklüyor.Üç yıl önce işimi kaybetmiştim. Biriken borçlar, ödenemeyen faturalar ve sonunda gelen tahliye kararı…Bir sabah uyandığımda cebimde sadece birkaç bozukluk ve gidecek hiçbir yerim yoktu.Tam o günlerde karşıma Neriman Hanım çıktı.Yetmiş sekiz yaşındaydı.Şehrin en eski köşklerinden birinde tek başına yaşıyordu.Çocukları yoktu.Akrabaları ise sadece mirasını bekleyen insanlar gibiydi.Bir arkadaş aracılığıyla tanıştık.İlk görüşmemizde bana uzun uzun baktı.Sonra hiç beklemediğim bir teklif yaptı.”Ben yalnızım,” dedi.”Sen ise kaybolmuş görünüyorsun.”Ardından evlilik teklif etti.Şaşkına dönmüştüm.Bu gerçek bir aşk hikâyesi değildi.İkimiz de bunu biliyorduk.O yanında bir insan istiyordu.Ben ise yeniden ayağa kalkabilecek bir şans.Birkaç ay sonra evlendik.İnsanlar arkamdan konuştu.Kimi para avcısı dedi.Kimi miras peşinde olduğumu söyledi.Belki de haklıydılar.Ama zaman geçtikçe beklemediğim bir şey oldu.Neriman Hanım’a gerçekten değer vermeye başladım.Her akşam birlikte yemek yiyor, saatlerce sohbet ediyorduk.Hayat hikâyelerini anlatıyordu.Gençliğini, hayallerini, kaybettiklerini…Onun yanında geçirdiğim zaman boyunca ilk kez bir evim olduğunu hissettim.Sonra bir sabah her şey değişti.Uyandığımda odasından ses gelmiyordu.Kapıyı açtığımda yatağında hareketsiz yatıyordu.Doktorlar kalp yetmezliği dedi.Ben ise günlerce kendime gelemedim.Cenazeden sonra herkes mirasın konuşulmasını bekliyordu.Ben ise sadece sessiz kalmak istiyordum.Bir hafta sonra avukat beni aradı.Ofisine gitmemi istedi.Gittiğimde masanın üzerinde küçük, siyah bir kutu duruyordu.Avukat bana baktı.Sonra şu cümleyi kurdu:”Bana bunun gerçekten istediğiniz şey olduğunu söyledi.”Ne dediğini anlayamadım.Kutuyu önüme itti.Ellerim titreyerek kapağını açtım.İçinde ne para vardı ne mücevher.Sadece eski bir anahtar ve sararmış bir zarf.Zarfın üzerinde adım yazıyordu.Mektubu açtım.Neriman Hanım’ın el yazısını hemen tanıdım.”Bu satırları okuyorsan artık burada değilim,” diye başlıyordu.Gözlerim doldu.Mektup ilerledikçe nefesim kesilmeye başladı.Çünkü yazdıkları beklediğim hiçbir şeye benzemiyordu.Yıllar önce genç bir kadınken bir çocuk dünyaya getirdiğini anlatıyordu.Fakat ailesinin baskısıyla bebeği vermek zorunda kalmıştı.O çocuğu bir daha hiç görememişti.Onlarca yıl boyunca onu aramış ama bulamamıştı.Sonraki satırda ise hayatımı değiştiren gerçeği yazmıştı.”Sen o çocuğun oğlusun.”Mektup elimden düştü.Dünya başıma yıkılmıştı.Devamını okumaya çalıştım.Meğer yıllar boyunca beni uzaktan takip etmiş.Kim olduğumu öğrenmiş.Hayatımın zor günler geçirdiğini görünce bana yaklaşmaya karar vermiş.Benimle evlenmesinin nedeni yalnızlık değilmiş.Beni son kez yakından tanımak istemiş.Ben ise bütün bu zaman boyunca onu sadece yaşlı ve zengin bir kadın sanmıştım.Kutudaki anahtarın sırrı da mektubun sonunda yazıyordu.Şehrin dışında eski bir ev.İçinde yıllarca benim için sakladığı fotoğraflar, mektuplar ve hatıralar bulunuyordu.O gün avukatın ofisinden çıktığımda cebimde milyonlar yoktu.Ama hayatım boyunca aradığım bir şey vardı.Kim olduğuma dair cevap.