Köyün Ağası Olan Dedem Bir Gün Beni Eve Çağırıp Benden Bunu Yapmamı İstedi..

İçerisi eski sandıklarla, kırık mobilyalarla ve üzeri örtülmüş eşyalarla doluydu. Duvarın dibinde duran ceviz sandığın üzerinde annemin adını görünce dizlerimin bağı çözüldü.

Sandığı açtım.

İçinde annemin gençlik fotoğrafları, birkaç elbisesi ve kırmızı kurdeleyle bağlanmış mektuplar vardı.

İlk mektubu açtığımda gözlerim doldu.

“Canım kızım Feraye, bir gün bunları okuyorsan bilmeni istediğim bir gerçek var. Ben bu köyden gitmek istemedim. Ama seni burada bırakıp gitmem gerektiğini söylediler.”

Nefesim kesildi.

Annemin öldüğünü biliyordum. Peki neden gitmekten söz ediyordu?

Tam ikinci mektubu açacakken arkamdan bir ses duydum.

“Demek sonunda buldun.”

Korkuyla döndüm.

Kapıda babam duruyordu.

“Baba, bunlar ne demek? Annem gerçekten nasıl öldü?”

Babam gözlerini sandığa dikti.

“Annen ölmeden birkaç ay önce seni alıp şehirde yeni bir hayat kurmak istiyordu. Ben buna karşı çıktım. Deden de izin vermedi.”

“Peki neden?”

“Çünkü annen köydeki kadınların çalışabileceği bir kooperatif kurmak istiyordu. Dedenin yıllardır düşük ücretle çalıştırdığı insanlara başka bir geçim kapısı açacaktı.”

Şaşkınlıktan konuşamadım.

Babam devam etti.

“Annenin ailesinden kalan küçük bir zeytinliği vardı. Orayı kadınların kullanmasına karar vermişti. Deden onu vazgeçirmeye çalıştı. Ben de babamın tarafını tuttum.”

“Sonra ne oldu?”

“Annen bir sabah şehre gidip kuruluş işlemlerini başlatmaya karar verdi. Yolda geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.”

Gözyaşlarımı tutamadım.

“Bana neden bunları anlatmadınız?”

Babam başını eğdi.

“Çünkü dedenle kavga ettiğinizi düşünmeni istemedim. Ama asıl sebep benim korkaklığımdı.”

Sandığın dibinde annemin kendi el yazısıyla hazırladığı bir defter buldum. İçinde zeytinliğin nasıl değerlendirileceği, hangi kadınların çalışmak istediği ve üretecekleri ürünlerin listesi vardı.

Son sayfada ise şu cümle yazıyordu:

“Bir gün kızım büyürse, benim başlayamadığım işi onun tamamlamasını isterim.”

Defteri göğsüme bastırdım.

Sabah olur olmaz dedemin karşısına çıktım.

“Beni bunun için mi çağırdın?”

Dedem pencerenin önünde oturuyordu. Yüzü bir gecede daha da yaşlanmış gibiydi.

“Annenin hayalini öğrenmeni istedim.”

“Onu yıllarca susturdun. Şimdi neden?”

Dedem derin bir nefes aldı.

“Çünkü hastayım Feraye. Ömrümün ne kadar kaldığını bilmiyorum. Annenin ardından yaptığım yanlışları düzeltmeden gitmek istemiyorum.”

“Annemin hayalini gerçekleştirmek istiyorum,” dedim.

Dedem başını kaldırdı.

“Zeytinlik hâlâ duruyor. Annenin adına kayıtlıydı. Miras işlemleri tamamlandıktan sonra senin de hakkın olacak. Ayrıca konağın eski depo binasını kadınların kullanması için bağışlamaya hazırım.”

Ona uzun uzun baktım.

“Bunu gerçekten istiyorsan yarın herkesin önünde söyleyeceksin.”

Dedem sessizce başını salladı.

Ertesi gün konağın avlusunda köylüler toplandı. Dedem, yıllardır ilk kez herkesin karşısında hatalarını kabul etti. Annemin yapmak istediği işe engel olduğunu anlattı ve depoyu kadın kooperatifine bağışlayacağını açıkladı.

Bazıları şaşırdı, bazıları gözyaşlarını sildi.

Ben ise annemin defterini elimde tutuyordum.

Aylar sonra zeytinliğimizde ilk hasadı yaptık. Köyün kadınları kendi kazançlarını elde etmeye başladı. Eski depo, küçük ama umut dolu bir üretim yerine dönüştü.

Dedem açılış günü yanıma geldi.

“Annen seninle gurur duyardı,” dedi.

Gözlerine baktım.

“Keşke yaşarken de onunla gurur duyduğunu gösterebilseydin.”

Dedem cevap veremedi.

O gün anladım ki bazı pişmanlıklar geçmişi değiştiremez. Ama insan, yaptığı yanlışları kabul ederek gelecekte başkalarının aynı acıları yaşamasını engelleyebilir.

Annem bana büyük bir servet bırakmamıştı. Bana cesaretini ve yarım kalan hayalini bırakmıştı.

Ve ben artık köyün ağasının torunu olarak değil, kendi ayakları üzerinde duran, başka kadınlara da umut olan Feraye olarak tanınmak istiyordum.

Çünkü gerçek zenginlik, sahip olduğumuz toprakların büyüklüğünde değil, o topraklarda kaç insanın özgürce yaşayabildiğindeydi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir