Kayınvalidem gezisi sırasında annemi ödeme yapmadığı koridorda uyumaya zorladı

Geçen ay her şey sıradan bir aile gezisi gibi başlamıştı. Kayınvalidem Jessica, büyük bir heyecanla "Hep birlikte göl kenarında birkaç gün geçirelim, ailece bağlarımızı güçlendirelim," diyerek planlar yapmıştı. Grup mesajına, bulduğu göl evinin fotoğraflarını attı; manzara gerçekten muhteşemdi. Ormanla çevrili, suya sıfır bir ahşap ev... Kim böyle bir tatili reddedebilirdi ki? Üstelik Jessica, evin herkese yetecek kadar büyük olduğunu, odaların geniş ve konforlu olduğunu söyleyip duruyordu. Tek şartı vardı: kişi başı 500 dolar ödemek.

 

Herkes bu talebi yerine getirdi. Biz ödedik, baldızım ödedi, hatta nispeten maddi durumu zayıf olan kuzen Sarah bile dişini sıktı. Bir tek Jessica ödeme yapmadı. "Ben zaten evi buldum, ayarlamaları yaptım, benim payımı bununla karşılamış sayarız," dedi. Kimse sesini çıkarmadı. Özellikle de ben... Çünkü aile huzuru diyerek çoğu şeyi içime atanlardanım.

 

Planlanan tarihten bir gün önce, küçük oğlum yüksek ateşle uyandı. Doktora götürdüğümde viral enfeksiyon olduğunu söylediler. Böyle bir durumda tatile gitmem imkânsızdı. Eşim gitmek istemedi ama Jessica kıyameti kopardı: "Rezervasyon yanıyor, herkes gidiyor, sen de geleceksin!" Sonunda eşim mecburen gitti, ben ise evde çocukla kaldım. Annem ise çoktan yola çıktığı  için geri dönemedi; yıllardır doğru düzgün tatil yapmamıştı, "Hiç değilse birkaç gün dinleneyim," diyerek devam etti.

 

Ertesi sabah annemi görüntülü aradığımda yüzünü ilk gördüğüm anda bir terslik olduğunu anladım. Normalde ne kadar yorulursa yorulsun karşısındakine umut veren bir enerjisi olurdu. Ama o gün... gözleri kızarmıştı, yüzü soluktu. Elini kameradan kaçırmaya çalışsa da gözyaşlarını fark etmemek mümkün değildi.

 

"Anne, iyi misin?" dedim endişeyle Zoraki bir gülümseme takındı. "Sadece iyi uyuyamadım... Biraz soğuktu."

 

"Yatağın nerede? Odanı göstersene."

 

Bir iki saniye tereddüt etti. Sonra telefonu çevirdi.

 

Ve işte o an içimdeki öfke adeta kabardı.

 

Annemin yaması için gösterilen yer... bir koridordu.

 

Evin tüm odalarına açılan dar, loş bir koridor. Bir kapının önünde eski, ince, neredeyse sünger değeri kalmamış bir kamp matı duruyordu. Başucunda bir yastık bile yoktu. Matın hemen yanında süpürge dolabının kapısı vardı; kapı yarı aralıktı, içindeki temizlik malzemeleri görünüyordu.

 

"Anne... bu ne?" dedim titreyen sesimle.

 

Annem hemen, "Boş ver canım, önemli değil. Herkese yer yetmemiş işte," dedi. Ama gözlerinin dolduğunu gördüm. O an anladım ki bu, tesadüf ya da planlama hatası değildi.

 

Hemen eşimi aradım. Sinirden titriyordum. "Annem neden koridorda yatıyor?" diye bağırdım.

 

Eşim şaşkın çıktı. "Ne? Koridorda mı? Ben dün geç geldiğim için görmedim. Herkese oda vardı, annene de ayarlanmıştı."

 

Meğerse Jessica, annem erken uyumaya gittikten sonra odayı kendi kuzenine vermiş. Gerekçe mi? "O ödedi, senin annen ödemedi." Annem de kimseyi rahatsız etmemek için sesini çıkarmamış.

 

Eşim bunu öğrenince çıldırdı. Salona koşup Jessica'ya hesap sordu. O ise, her zamanki soğuk ve kibirli tavrıyla, "Para ödemeyen birine neden yatak vereyim?" dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir