Her Sabah Kardeşinin Yanına Giden Abi

Anne, Oğlunun Her Sabah Gizlice Nereye Gittiğini Öğrendiğinde Gözyaşlarını Tutamadı

 

Günlerdir süren merak, bir annenin kalbinde sessiz bir tedirginliğe dönüşmüştü. Oğlu her sabah gün doğmadan evden ayrılıyor, kimseye bir şey söylemiyordu. Baba bu gizemi zamanla çözülecek bir durum olarak görse de, anne içgüdülerine güvenerek gerçeği kendi gözleriyle görmeye karar verdi.

 

Soğuk bir sabah, güneş doğmadan önce uyandı. Sessizce evin içinde ilerledi, oğlunu fark ettirmeden izleyebileceği bir noktada bekledi. Saat 6:00 olduğunda, oğlu her zamanki gibi sessiz adımlarla hareket etmeye başladı. Annenin kalbi hem merak hem de endişeyle çarpıyordu.

 

Oğlu, küçük kardeşinin odasına girdi. Beşiğe yaklaşarak onu özenle kucağına aldı. Küçük kardeşi, ağabeyinin kollarında güvenle başını yasladı. Genç çocuk bir süre pencereden dışarıya, yeni doğmakta olan güne baktı.

O an annenin sabrı tükendi, yumuşak bir sesle sordu:

“Oğlum, bunu neden yapıyorsun?”

 

 

Genç çocuk irkildi ama ardından sessizce cevap verdi:

“Güne sarılarak başlamasından emin olmalıyım anne. Sarılmanın insanı mutlu ettiğini duydum. Onun her sabah mutlu uyanmasını istiyorum.”

 

Bu sözlerle annenin içindeki tüm endişe bir anda yerini derin bir sevgiye bıraktı. Gördüğü şey, masumiyetin en saf haliydi. Oğlu, küçük kardeşinin her sabah sevgiyle uyanmasını sağlıyordu — hiçbir yetişkinin öğretemeyeceği kadar içten bir şefkatle.

 

O andan sonra anne ve baba, çocuklarının arasında kurulan bu özel bağın kıymetini bir kez daha anladı.

Oğullarının davranışı onlara, “bir sarılmanın gücüyle dünyayı güzelleştirebileceğimizi” hatırlatıyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir