Bir gün, şehrin en işlek lokantalarından birinde sıradan bir öğle yemeği zamanıydı. Sarımsı ışıkların altında, gençlerin gürültüsü ve kahkahaları yankılanıyordu. Ancak, bu canlı atmosferin içinde bir köşede oturan bir engelli kız, yalnızlığın en derin sularında boğuluyordu. Gözleri umutla parlayarak etraftakilere bakarken, yanındaki gençlerin ona yönelik acımasız sözleri ve alaycı gülümsemeleri yüzünde donuk bir ifade bıraktı. Zaman ilerledikçe, zorbalığın büyüyen gölgesi, loş ışıkların içine sinmeye başladı. O an, sadece bir lokantada değil, kalplerin derinliklerinde de bir şeylerin yanlış gittiği hissediliyordu. Kimse, bir saat içinde bu sahnenin nasıl değişeceğini bilemezdi. Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz