Eşek arısı yuvası

O günü asla unutamam. Her şey sıradan bir cumartesi sabahı gibi başlamıştı. Ev sessiz, hafifçe toz kokuyordu:

 

güneş ışığı perdelerin arasından süzülüyor ve tavan arasına çıkan merdivenin üzerine solgun bir çizgi halinde vuruyordu. Sekiz yaşındaki oğlum Mark, eski oyuncaklarını bulmak için sabahın erken saatlerinde tavan arasına Çıkmak istemişti. Çocuklar için küçük maceralar her zaman çekici gelir, eskimiş kutular, örümcek ağları ve karanlık köşeler onlara gizemli bir hazine odası gibi görünür. Ben de onu kırmamıştım. "Sadece dikkatli ol," demiştim. "Eğer toz çok fazlaysa çağır beni."

 

Ancak birkaç dakika sonra yukandan gelen o ses... O hıçkırık, o boğuk ağlama. İçimde tarif edilemez bir korku uyandırdı. "Baba" diye yankılandı sesi. Öyle ürkütücü bir tonla gelmişti ki elimdeki kahveyi bile düşürmüş olabilirim. Koşarak merdivenlere yöneldim, adımlanm tahtada qürültüyle yankılanıyordu.

 

Tavan arasına çıktığımda Markı gördüm. Küçücük bedeni bir köşeye kıvrılmış, kollarıyla dizlerini sıkıca sarmıştı. Yüzü bembeyazdı. Dudaklan titriyor, nefesi düzensiz geliyordu. En çok da gözleri beni endişelendirdi: çünkü gözleri karanlık bir noktaya, tavanın derin bir köşesine dikilmişti. Adeta bir şeyden kaçmak ister gibi ama kaçamıyormuş gibi...

 

"Mark? Oğlum, ne oldu?" dedim ve yanına çömeldim.

 

Tiz bir fısıltıyla, "Baba... hareket eden bir şey var" dedi. Sesi öylesine kısık ve korku yüklüydü ki bir an ürperdim

 

Onu hemen kollarıma aldım, sikica senidim.

 

Tamam, buradayım Sana hiçbir şey olmayacak."

 

dedim ama içimde büyüyen kaygıyı durduramıyordum.

 

Başımı yavaşça onun baktığı yöne çevirdim. İlk başta sadece karanlık gözüktü. Toz zerrecikleri havada dans ediyor, solqun ışık karanlığı tam olarak dağıtamıyordu. Ama sonra... bir kıpırtı gördüm. Küçük değil, çok küçük de değil Kesinlikle bir böcek değil. Gölge gibi... ama gölge olması için önünde bir işık kaynağı olmalıydı.

 

Oysa orası tamamen karanlikti Gölge genişliyor sanki nefes alıyor gibi dalgalarıyordu.

 

O an içimden, "Bu sadece bir eşek arısı yuvasıdır. Kesinlikle budur. Mark korkmuştur, hepsi bu..." diye geçirdim Kendimi böyle sakinleştirmeye çalıştım. Ama içimde bir ses, fısıltı gibi bir uyan veriyordu. Hayır, bu normal değil.

 

Bir adım daha yaklaştım. Tahtaların hafif gıcırtısı tavan arasına yayıldı. Gölge, sesle birlikte titredi. Mark kollanma daha sıkı sarıldı. Baba, dokunma! O şey bana baktı dedi.  dizisiyenibolum.com

 

32

 

Mark kollanma daha sıkı sarıldı. Baba, dokunma!

 

O şey bana baktı dedi.

 

Tüylerim diken diken oldu. "Baktı" kelimesi beynimde yankılandı Bir eşek anısı yuvası bakamazdı. Bir kemirgen bile böyle büyük bir gölge oluşturamazdı.

 

Sonra o karanlık kütle biraz daha hareket etti.

 

Yavaşça, sürünür gibi ama belirgin bir ritimle.

 

Sanki bir şey uyanmış gibiydi. Karanlığın içinden,

 

tıslayan bir nefes sesi duyuldu.

 

Bunun artık sadece bir böcek yuvası olmadığını o an anladım

 

Marki kucağıma aldım ve geri adımlarla merdivenlere yöneldim. Kalbim göğsümden fırlayacak gibiydi. Aşağıinerken karanlığın içinden bir ses dana geldi. derin, uğultulu, insana benzeyen ama tamamen yabancı bir ses. O günden sonra tavan arasının kapısını bir daha açmadım. Çünku orada ne olduğunu hala bilmiyorum ama bir

 

böcek yuvası olmadığına yemin edebilirim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir