Annemin Kaybı ve Üvey Babam Kemal
Annemin hayatını kaybettiği gün, gökyüzü sanki tüm renklerini yitirmiş gibiydi. Dört yaşında bir çocuk olarak, zamanın ne kadar acımasız olduğunu anlamam zor olsa da, içimde bir boşluk hep var olacaktı. O gün, hayatımda büyük bir değişim başladı; annemin sıcak sesi, gülüşü ve sarılmaları yerini yalnızlığa bıraktı. Üvey babam Kemal, o günden sonra hep yanımdaydı ama aramızda bir mesafe vardı. Onun varlığı, annemin kaybının acısını azaltmaya yetmiyordu. Kemal, bazen bir baba gibi bazen de bir yabancı gibi hissettiriyordu. Her sabah, onunla aynı evde uyanmak, annemin anılarına dokunmak gibiydi; ama bu, ruhumdaki yarayı iyileştirmiyordu. Zamanla, Kemal’i tanımaya çalıştım; onunla geçirdiğim her an, belki de annemin anısını yaşatmanın bir yolu olabilirdi.
Zaman geçtikçe, Kemal’in hayatımdaki yeri daha da belirginleşti. Onunla olan ilişkimiz, sadece bir üvey baba-oğul ilişkisi olmanın ötesine geçti; birbirimizin yaralarına merhem olmaya çalıştık. Hüzünlü anılar, zamanla yerini paylaşılan gülümsemelere ve birlikte geçirilen özel anlara bıraktı. Kemal’in benim için hayata tutunma şekli, belki de annemin ruhunun bir yansımasıydı. Her ne kadar annemin eksikliği içimde bir boşluk oluştursa da, Kemal’in çabaları beni hayata bağladı. Onun desteğiyle, kaybın acısını anlamaya ve kabullenmeye başladım. Bugün, geçmişin karanlık anılarıyla dolu olsa da, Kemal sayesinde kalbimde yeni bir sevgi doğdu. Hayatın zorlukları karşısında dimdik durmanın önemini anladım; belki de sevdiklerimizi kaybetmek, başka şekillerde yeniden sevmemiz gerektiğinin bir işaretiydi. Sonuçta, hayat devam ediyor ve her yeni gün, kaybedilenlerin anısını yaşatmak için bir fırsat sunuyor
Fazla hikayemiz......
Kayınvalidem hayatımı kararttı..
Ben Elif. Yirmi altı yaşındayım. Sessiz, kendi halinde biriyim. Hayatım boyunca büyük hayallerim olmadı. Hep huzurlu bir yuva kurmak istedim.
Mehmet’le tanıştığımda, işte dedim, aradığım bu. Sevildiğimi hissettim. Onun yanında kendimi güvende sandım. Evlenme teklif ettiğinde hiç düşünmeden kabul ettim.
Bugün, bu beyaz odada gelinliğimle otururken, içim biraz ürkekti ama mutlu olduğuma kendimi ikna etmeye çalışıyordum.
Elim dizlerimdeydi, tırnaklarıma bakıyordum. Kalbim zaten hızlı atıyordu.
Kapı açıldı.
O girdi. Siyah giymişti. Kayınvalidem.Hiçbir şey söylemeden kapıyı kapatıp kilitledi. Sonra yavaşça bana doğru yürüdü.
Yanıma geldi, eğildi ve kulağıma fısıldadı:“Bu düğün… aslında hiç olmayacaktı.”Ben olduğum yerde donup kaldım.
Sonra gözlerimin içine baktı. Cebinden küçük, siyah bir kese çıkardı ve önümde tuttu.“Al,” dedi.Elim titreyerek aldım. Gözlerime dikilip ekledi:“Bunu açmadan önce… iyi düşün.”Sonra kapıyı açıp çıktı.Odada tek başıma kalmıştım. Avucumun içindeki keseye baktım. Onu tutmak bile içimi ürpertiyordu. Yine de dayanamadım.İpini çözüp ağzını araladım.
Ve o an…Nefesim boğazımda düğümlendi
Ben Elif. Yirmi altı yaşındayım. Sessiz, kendi halinde biriyim. Hayatım boyunca büyük hayallerim olmadı. Sadece huzurlu bir yuva kurmak istedim. Mehmet’le tanıştığımda, “işte,” dedim, “aradığım bu.” Sevildiğimi hissettim. Onun yanında kendimi güvende sandım.
Evlenme teklif ettiğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Bugün, bu beyaz odada gelinliğimle otururken, içim ürkekti ama mutluydum. Ya da öyle sanıyordum. Elim dizlerimdeydi, tırnaklarıma bakıyordum. Kalbim zaten hızlı atıyordu. Kapı açıldı. O girdi. Siyah giymişti. Kayınvalidem
Hiçbir şey söylemeden kapıyı kapatıp kilitledi. Sonra yavaşça bana doğru yürüdü. Yanıma geldi, eğildi ve kulağıma fısıldadı:“Bu düğün… aslında hiç olmayacaktı.
”Nefesim boğazımda düğümlendi. Siyah bir kese çıkardı cebinden, bana doğru uzattı. “Al,” dedi. “Bunu bilmeden salona çıkarsan, bir gün çok pişman olursun.” Elim titreyerek keseyi aldım. Parmaklarımın arasından kayacak gibi oldu. Kadife ipini çözdüm. İçinden katlanmış bir kağıt çıktı.
Açtım. Mehmet’in el yazısıydı. Kağıtta sadece şunlar yazıyordu:
Bunu sana söylemeye cesaret edemedim.Bunu sana söylemeye cesaret edemedim.
Gözlerim doldu. Kağıdı çevirince arkasında bir isim ve bir adres vardı. Fatma Yıldız. Bir apartman adresi. Başımı kaldırıp kayınvalideme baktım. O soğuk ifadesiyle, kısık bir sesle konuştu: “Oğlum yıllardır sana söylediği gibi tek başına değildi. Başka bir kadını vardı. Evlenmeden üç ay önce terk etti. Ama o kız hâlâ bekliyor. Hâlâ umut ediyor. Bana gelip yalvardı. Ben oğluma yakışanı yap dedim. Ama…” Bakışlarını benden kaçırdı. Sonra yeniden gözlerime dikti. “Eğer bunu bilerek evlenmek istiyorsan, çık o salona.
Ama bilmiyormuş gibi yapamazsın artık. Karar senin.” Kağıdı elime bıraktı ve kapıya yöneldi. “Beni bir daha anne diye çağırma bari,” diye ekledi kapıdan çıkmadan önce. Kapandı kapı. O an odadaki her şey sessizleşti. Dışarıdan gelen davul sesleri bile kulağıma ulaşmıyordu artık. Aynadaki halime baktım. Gelinliğim üzerimde, saçım yapılmış, makyajım kusursuz… ama içim darmadağındı. Uzun bir süre oturdum. Kağıdı elime alıp adresi bir daha okudum.Mehmet’in el yazısına baktım. O an kapıya vuruldu. “Hazır mısınız gelin hanım? Salona alıyoruz!” diye bir ses yükseldi. İçimde boğazıma kadar yükselen bir düğüm vardı. Bir cevap vermedim. Aynada kendime son bir kez baktım. Gelinliğimin eteklerini düzelttim. Saçımı elimle toparladım. Ve bir karar verdim. Ayağa kalktım.
Kağıdı dikkatlice katlayıp gelin buketimin içine sıkıştırdım. Kapıya doğru yürüdüm. Kapı kolunu çevirdim. Ve dışarı çıktım. Salona giden kalabalık koridora değil, gelin odasının karşısındaki yangın merdivenine yöneldim. Adımlarım hızlandı. İlk defa ciğerlerime tam bir nefes doldu. O apartman adresini bulacak, Mehmet’le hesaplaşacak, hayatımı kendim seçecektim. Beyaz oda arkamda kalıyordu. Bir daha oraya dönmeyecektim. — Artık özgürüm, diye fısıldadım kendi kendime. Ve yürüdüm