Kadın sekizinci kez hamile kaldığında, çevredeki herkes doğacak bebeğin cinsiyetini merak etmeye başladı. Günler ilerledikçe baskı daha da arttı. Doğuma kısa süre kala hastaneye kaldırılan kadın, sancılar içinde bebeğini kucağına alacağı anı beklerken eşinin söylediği sözler karşısında büyük üzüntü yaşadı. İddiaya göre eşi, “Bu da kız olursa annenin evine gidersin” diyerek sert bir çıkış yaptı. Bu konuşmaya sağlık personelinin de tanık olduğu öne sürüldü.
Saatler sonra doğum gerçekleşti. Kadın heyecan ve korku içinde sonucu beklerken, odadaki hemşire yüzünde anlamlı bir tebessümle ona yaklaştı. Yeni annenin kalbi hızla çarpıyordu. Çünkü bu an sadece bir doğum haberi değil, aynı zamanda ailesinin geleceğini de etkileyecek bir dönüm noktası gibi görülüyordu.
Hemşire, bebeğin sağlıklı olduğunu söyledikten sonra odada duygusal anlar yaşandı. Ancak asıl dikkat çeken şey, bebeğin cinsiyetinden çok eşinin verdiği tepki oldu. O güne kadar çocukları arasında ayrım yapan ve büyük beklentiler içine giren eş, doğumun ardından yaşadığı duygusal anlarla düşüncelerini sorgulamaya başladı.
Olayı duyan köy sakinleri ise çocukların cinsiyetine göre değer biçmenin ne kadar yanlış olduğunu konuştu. Yaşananlar kısa sürede çevrede ibretlik bir hikâye olarak anlatılmaya başlandı. Birçok kişi, önemli olanın sağlıklı ve mutlu bir evlat sahibi olmak olduğunu vurgulayarak aileye destek verdi. Bu olay, insanların çocuklar arasında ayrım yapmaması gerektiğini hatırlatan çarpıcı bir örnek olarak hafızalarda yer etti.