9 yaşındaki oğlumu kaybettikten aylar sonra, onun kalbiyle hayata tutunan 18 yaşındaki bir kızın annesi kapımı çaldı. Elinde oğlumun yazdığı bir mektup vardı. Zarfı açtığımda ilk cümleyi okur okumaz ellerim titremeye başladı: “Anne, onun hakkında bilmen gereken bir şey var.”
Benim adım Nalan. Eşim Haldun'u on yıl önce kaybettim. O günden sonra hayatımdaki tek dayanağım oğlum Tunç'di.
Onu tek başıma büyütmüştüm. Sabahları işe gider, akşamları eve döndüğümde bütün yorgunluğumu onun gülümsemesiyle unuturdum.
Tunç, üniversitede bilgisayar mühendisliği okuyordu. Arkadaşları tarafından sevilen, yardım etmeyi seven, geleceğe dair büyük hayalleri olan bir gençti.
Birlikte çekilmiş iki fotoğrafımızı hep saklardım. İlkinde Tunç yedi yaşındaydı. Parkta ona sarılmış, ikimiz de kahkahalarla gülüyorduk. İkincisini ise yıllar sonra, geçirdiği basit bir apandisit ameliyatının ardından hastanede çekmiştik. Tunç o sıralar saçlarını tamamen kazıtmıştı. Ben korkudan ağlarken o gülümseyerek beni teselli ediyordu.
O fotoğrafın birlikte gülümseyebildiğimiz son hastane fotoğrafımız olacağını nereden bilebilirdim?
Her şey yağmurlu bir akşam değişti.
Tunç, üniversiteden dönerken bir trafik kazası geçirdi. Hastaneye ulaştığımda ağır kafa travması nedeniyle yoğun bakımdaydı.
Doktorlar bütün müdahaleleri yaptı. Ancak beyin hasarı geri döndürülemeyecek kadar ağırdı. Yapılan değerlendirmeler ve gerekli tıbbi testlerin ardından beyin ölümü tanısı kesinleşti.
Oğlum bir daha uyanmayacaktı.
Dünyam başıma yıkılmıştı.
O gün organ nakli koordinatörü benimle konuşmaya geldiğinde Tunç'in aylar önce söylediği sözleri hatırladım.
“Anne, bir gün başıma bir şey gelirse organlarımın başka insanlara umut olmasını isterim.”Takvim Seç
O zaman bu sözlerin üzerinde fazla durmamıştım. Hatta böyle şeylerden bahsetmesini istememiştim.
Fakat Tunç düşüncesinde ciddiydi. Organ bağışı isteğini resmî olarak bildirmiş, benimle de paylaşmıştı.
Onun kararını yerine getirmek için gerekli onayı verdim.
Kalbi, böbrekleri ve nakle uygun bulunan diğer organları, yetkili nakil sistemi aracılığıyla tıbbi uygunluğa ve bekleme listelerine göre değerlendirildi.
Aylar sonra, oğlumun kalbinin 18 yaşındaki Aslı adında bir kıza nakledildiğini öğrendim.
Nakil koordinasyon birimi aracılığıyla, karşılıklı rızamızla tanışmamız mümkün oldu.
Aslı'nın annesi Meral, buluştuğumuz gün elimi tuttu.
“Kızım bugün yaşıyorsa oğlunuzun bağışı sayesinde,” dedi ağlayarak.
Sonra çantasından eski, beyaz bir zarf çıkardı.
“Tunç bunu kazadan birkaç hafta önce bana bırakmıştı. Bir gün size vermemi istemişti.”
Şaşkınlıktan konuşamadım.
Oğlum bu kadını nereden tanıyordu?
Meral'in kızını nasıl biliyordu?
Ve neden benden gizli bir mektup yazmıştı?
Zarfı açtım.
Tunç'in tanıdık el yazısıyla yazılmış ilk satır karşıma çıktı:
“Anne,
onun hakkında bilmen gereken bir şey var.”
Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz