“Evi.”
“Neden?”
Avukat Rüçhan Ertem'in cevabından önce duyduğum sessizlik, o güne kadar yaşadığım bütün kötü haberlerden daha ürkütücüydü.
“Çünkü amcanızın kaybolduğu sanılan bütün servetinin sırrı o evde saklı olabilir. Ve Tufan, sizin oraya ulaşmanızdan korkuyor.”
Telefonu kapattığımda arabanın camına yağmur vuruyordu. Birkaç gün öncesine kadar kiramı nasıl ödeyeceğimi düşünürken şimdi hiç görmediğim bir evin anahtarını almaya hazırlanıyordum.
Ertesi sabah Rüçhan Hanım'ın Sakarya'daki bürosuna gittim. Masasına eski, pirinç bir anahtar koydu. Yanında Tahsin amcamın el yazısıyla hazırlanmış bir zarf vardı.
“Bu zarfı ancak eve girdikten sonra açmanızı istemiş,” dedi.
“Tufan neden itiraz etmiş?”
“Amcanızın son yıllarında karar verme yetisini kaybettiğini öne sürdü. Mahkeme geçen hafta iddiasını reddetti. Ama dikkatli olun. Dün de evin satışı için beni aradı.”
Anahtarı avucumda sıktım. “Benim geldiğimi biliyor mu?”
“Henüz bilmiyor. Bilseydi çoktan burada olurdu.”
Sapanca'ya vardığımda hava kararmaya başlamıştı. Gölün kenarındaki dar yoldan ilerleyip paslanmış bir kapının önünde durdum. Bahçeyi yabani otlar kaplamıştı. İki katlı ahşap evin verandası eğrilmiş, pencereleri tozlanmıştı. Fakat karşımdaki manzara nefesimi kesti.
Suyun üzerinde akşam ışıkları titriyordu. İlk kez uzun zamandır kendimi bir yere ait hissediyordum.
Kapıyı açtım. İçerisi eski kitap, sedir ağacı ve kapalı kalmış odaların kokusuyla doluydu. Şöminenin üzerinde babamla amcamın gençlik fotoğrafı duruyordu. İkisi de gülüyordu. Babamı böyle görmeyeli yıllar olmuştu.
Zarfı açtım.
“Ceylan, bu satırları okuyorsan sonunda kendi kapını açabildin. Sana para değil, bir seçim bırakıyorum. Evi yıkmadan önce duvarların ne anlattığını dinle. Babanın sana öğrettiği gibi ölç, sonra karar ver. Ve sakın Tufan'a güvenme.”
Altında tek bir cümle daha vardı:
“En sağlam temel, görünmeyendir.”
O gece uyumadım. Mimarlık alışkanlığıyla evi incelemeye başladım. Zemin kattaki salonun ölçülerini defterime çizdiğimde bir tuhaflık fark ettim. Dışarıdan ölçtüğüm kuzey duvarı içeridekinden neredeyse bir metre uzundu.
Duvarın ardında boşluk vardı.
Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz
