Küllerinin evimin salonundaki rafta bulunduğuna inandığım biri.”
Karşımda duran kadın, kızımdı. Pelin'di. Yedi yıl önce toprağa verdiğimi sandığım, fotoğrafına her sabah günaydın dediğim biricik kızımdı.
Arabanın kapısını açmak istedim ama ellerim titriyordu. Pelin, binanın girişinde durmuş, siyah cipten inen Tarık'la konuşuyordu. Saçları kısalmıştı, yüzü zayıflamıştı. Fakat annesinden miras kalan o bakışları dünyanın öbür ucunda görsem tanırdım.
Tarık bir zarf uzattı. Pelin geri çekildi. Tartışıyorlardı. Sonunda Tarık onun kolunu yakalayınca dayanamayıp arabadan fırladım.
“Çek elini kızımdan!” diye bağırdım.
İkisi de bana döndü. Tarık'ın yüzünden bütün renk çekildi. Pelin ise sanki bir hayalet görmüş gibi ellerini ağzına kapattı.
“Baba?”
Bu tek kelime, yedi yıllık yasımı paramparça etti.
Ona doğru yürüdüm. Sarılmak istedim ama adımlarım yarıda kesildi.
“Sen yaşıyor musun?” dedim. “Ben seni her gün mezarında ararken sen yaşıyor muydun?”
Pelin ağlayarak başını salladı. Tarık aramıza girmeye çalıştı.
“Baba, burada konuşamayız.”
“Bana baba deme!” diye haykırdım. “Sen bana kızımın öldüğünü söyledin!”
Tarık çevreye baktı. “Lütfen sesinizi alçaltın. İdil için.”
Torunumun adını duyunca sustum. Pelin, karşıdaki küçük kafeyi gösterdi. İçeri girdik. Masaya oturur oturmaz telefonumu çıkarıp ses kaydını başlattım ve masanın üzerine koydum.
“Şimdi,” dedim, “bana her şeyi anlatacaksınız.”
Pelin'in elleri durmadan titriyordu.
“Kaza günü arabadaydım,” diye başladı. “Ama direksiyonda ben yoktum. Tarık vardı. Tartışıyorduk. Bir kamyon önümüze kırınca araç bariyerlere çarptı. Ben dışarı savruldum. Tarık beni yol kenarına taşıdı.”
“Peki yangın?”
“Araba birkaç dakika sonra alev aldı. Hastaneye kaldırıldım. Başım ağır yaralanmıştı. Günlerce bilincim kapalı kaldı.”
Tarık gözlerini masadan kaldırmıyordu.
“Uyandığımda,” dedi Pelin, “Tarık senin ve annemin öldüğünü söyledi.”
Nefesim kesildi.
“Ne?”
“Bana kazadan sonra sizi hastaneye götüren aracın da kaza yaptığını anlattı. Telefonumu vermedi. Başka bir şehre taşındığımızı, geçmişi hatırlamanın tehlikeli olduğunu söyledi. Doktorların verdiği ilaçlar yüzünden haftalarca doğru düzgün düşünemiyordum.”
“Buna neden inandın?” diye sordum. Sorumu söyler söylemez pişman oldum.
Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz