55 YAŞINDA HAMİLE KALDIM, ÇOCUKLARIM BENİ EVDEN KOVDU! ANCAK DOĞUM YAPTIĞIM GÜN ORTAYA ÇIKAN GERÇEK HERKESİ ŞOKE ETTİ

55 yaşında hamile olduğumu öğrendiğimde bunun hayatımın en büyük mucizesi olduğunu düşünmüştüm. Ancak yetişkin çocuklarıma haberi verdiğimde dünyam başıma yıkıldı. Büyük oğlum yüzüme bakıp, "Bu yaşta bizi rezil etmeye utanmıyor musun?" diye bağırdı. Kızım ise bavulumu kapının önüne koyarak beni evden kovdu. Hamile halimle sokakta kaldım. Üstelik karnımdaki bebeğin babası da ortalıkta yoktu! Herkes beni ayıplarken gerçeği bilen tek kişi bendim. Aylar sonra doğum yaptığım gün hastaneye gelen yaşlı bir adam, çocuklarıma bir zarf uzattı. Zarfın içindekileri gördüklerinde ikisi de dizlerinin üzerine çöktü. Ancak asıl sürpriz, adamın kucağındaki bebeğe bakıp söylediği sözlerle ortaya çıktı...

Benim adım Süreyya. 55 yaşındayım. Bundan otuz yıl önce evlendiğim kocam İhsan'ı dört yıl önce kaybettim. Ardımda iki yetişkin çocuğum ve ödemekte zorlandığım faturalarla baş başa kaldım.

Büyük oğlum Volkan 32, kızım Berna ise 29 yaşındaydı. İkisi de evliydi ancak babalarının ölümünden sonra benimle birlikte yaşamaya karar vermişlerdi. Daha doğrusu, babalarından kalan büyük evde yaşamaya devam etmek istiyorlardı.

Oysa o evin tapusu benim üzerimeydi.

İlk zamanlar her şey güzeldi. Torunlarımla ilgileniyor, yemek yapıyor, çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılıyordum. Fakat zamanla kendi evimde bir hizmetçiye dönüştüm.

Bir gün çocuklarıma yeniden evlenmeyi düşündüğümü söylediğimde kıyamet koptu.

"Babamın kemikleri sızlar!" diye bağırdı Volkan.

O günden sonra özel hayatımı onlardan saklamaya başladım.

Altı ay önce, gençliğimde büyük bir aşk yaşadığım ancak ailemin baskısıyla ayrıldığım Nihat'la tesadüfen karşılaştım.

Nihat 59 yaşındaydı. Hiç evlenmemişti. Yıllarca yurt dışında çalışmış, emekli olduktan sonra memleketine dönmüştü.

Beni gördüğünde gözleri doldu.

"Süreyya, seni unutamadım."

Haftalarca görüştük. Kendimi yıllar sonra ilk kez gerçekten mutlu hissediyordum.

Aramızda yeniden başlayan ilişkiyi çocuklarımdan gizledim. Nihat bana evlenme teklif ettiğinde ise biraz zamana ihtiyacım olduğunu söyledim.

Fakat hayatın bizim için bambaşka bir planı vardı.

Bir sabah kendimi kötü hissedince hastaneye gittim. Doktorumun söylediklerine inanamadım.

"Süreyya Hanım, hamilesiniz!"

Önce bunun imkânsız olduğunu düşündüm. Fakat yapılan incelemeler hamileliğimi doğruladı.

Doktorum, yaşım nedeniyle gebeliğin yüksek risk taşıdığını, düzenli takip ve ayrıntılı değerlendirme gerektiğini anlattı.

Şaşkınlığımın ardından içimi tarifsiz bir mutluluk kapladı.

Hemen Nihat'ı aradım.

Ancak telefonuna ulaşamadım.

Ertesi gün evine gittiğimde komşusu, Nihat'ın acilen Almanya'ya döndüğünü söyledi. Ağır hastalanan kız kardeşinin yanına gitmişti.

Telefonunun neden kapalı olduğunu bilmiyordum.

İşte bütün felaketler böyle başladı.

Hamileliğimin üçüncü ayında artık gerçeği çocuklarımdan saklayamayacağımı anladım.

Bir akşam ikisini karşıma oturttum.

"Size önemli bir haberim var. Ben hamileyim."

Önce sessizlik oldu.

Ardından Volkan kahkahalarla gülmeye başladı.

"Anne, şaka yapıyorsun, değil mi?"

Ciddi olduğumu anlayınca yüzü kıpkırmızı kesildi.

"Babam öldükten sonra yaptığın şeye bak! İnsanlardan utanmıyor musun?"

Berna yerinden fırladı.

"Bizim yüzümüze nasıl bakacaklar? Torunların senden utanacak!"

Gözyaşlarımı tutamadım. Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir