55 YAŞINDA HAMİLE KALDIM, ÇOCUKLARIM BENİ EVDEN KOVDU! ANCAK DOĞUM YAPTIĞIM GÜN ORTAYA ÇIKAN GERÇEK HERKESİ ŞOKE ETTİ

Ben sizin annenizim. Mutlu olmaya hakkım yok mu?"

Volkan masaya yumruğunu vurdu.

"Bu evde o çocukla yaşayamazsın!"

Ertesi sabah bavulum kapının önündeydi.

Berna kolumdan tutup beni dışarı çıkardı.

"Git, çocuğunun babası sana baksın!"

Kapı yüzüme kapandığında hayatım boyunca büyüttüğüm çocuklarımın beni gerçekten terk ettiğini anladım.

Bankta oturup saatlerce ağladım.

Sonunda yıllardır görüşmediğim arkadaşım Feride'yi aradım. Durumumu öğrenince beni hemen evine davet etti.

Aylar boyunca onun yanında kaldım.

Bu sırada Nihat'a ulaşmaya çalıştım. Fakat hiçbir haber alamadım.

Bir gün hastaneden döndüğümde Feride beni endişeyle karşıladı.

"Süreyya, çocukların gelmiş!"

Volkan ve Berna salonda oturuyordu.

Onları görünce umutlandım. Belki pişman olmuşlardı.

Ancak Volkan çantasından birtakım belgeler çıkardı.

"Anne, evin satış işlemleri için imzan gerekiyor."

Şaşkınlıkla yüzüne baktım.

"Beni bunun için mi aradınız?"

Berna sabırsızca konuştu.

"Zaten artık bizimle yaşamıyorsun. Evi satıp paramızı paylaşalım."

O anda gerçeği anladım.

Onların derdi ne benim sağlığım ne de doğacak kardeşleriydi. Tek düşündükleri evdi.

Belgeleri masaya bıraktım.

"O ev benim! Hiçbir yere imza atmıyorum!"

Volkan öfkeyle ayağa kalktı.

"O zaman bir daha bizi arama!"

Çıkıp gittiler.

O gece karnımdaki bebeğin hareketlerini hissederken kendime bir söz verdim.

Ne olursa olsun çocuğumu sevgiyle büyütecektim.

Aradan aylar geçti.

Hamileliğimin son haftalarında bir sabah şiddetli sancılarla uyandım. Feride hemen ambulans çağırdı.

Hastaneye götürüldüğümde doktorlar doğumun başladığını söylediler.

Saatler sonra küçük bir kız çocuğu dünyaya getirdim.

Adını Umay koydum.

Onu kucağıma aldığımda bütün acılarımı unuttum.

Ancak hastane odamın kapısı açıldığında hayatımın ikinci büyük sürpriziyle karşılaştım.

Karşımda Nihat duruyordu!

Zayıflamıştı. Bir bastona dayanıyordu. Yanında da takım elbiseli yaşlı bir adam vardı.

"Nihat!" diye bağırdım.

Gözyaşları içinde yanıma geldi.

"Süreyya, seni her yerde aradım!"

Meğer Almanya'ya gittikten kısa süre sonra ciddi bir trafik kazası geçirmişti. Haftalarca hastanede kalmış, ardından uzun bir tedavi görmüştü.

Telefonu kazada kaybolmuştu. Eski evime gönderdiği mektupların hiçbirine cevap alamayınca terk edildiğini düşünmüştü.

O sırada yanındaki yaşlı adam konuştu.

"Ben Nihat'ın avukatıyım. Size anlatmamız gereken bazı şeyler var."

Nihat elimi tuttu.

"Artık hiçbir şey bizi ayıramayacak."

Tam o sırada kapı yeniden açıldı.

Volkan ve Berna içeri girdi.

Meğer Feride doğum yaptığımı onlara haber vermişti.

Beni Nihat'la görünce ikisi de şaşkınlıktan donakaldı.

Volkan öfkeyle sordu:

"Sen de kimsin?"

Yaşlı avukat çantasından bir zarf çıkardı.

"Annenize ulaşamadığımız için aylardır araştırma yapıyoruz. Gönderdiğimiz mektuplar bu adrese teslim edilmiş."

Volkan'ın yüzü bembeyaz oldu.

Avukat devam etti.

"Üstelik müvekkilim evlenme hazırlığı yaptığı için annenizin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla önemli miktarda para göndermişti."

Berna'nın elleri titremeye başladı.

Gerçeği o anda öğrendim.

Çocuklarım Nihat'ın gönderdiği mektupları saklamış, parayı ise kendi hesaplarına aktarmışlardı!

Avukat bütün banka kayıtlarını masaya koydu.

Volkan dizlerinin üzerine çöktü.

"Anne, affet bizi!"

Berna hıçkırarak ağlıyordu.

Fakat artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Onlara uzun uzun baktım.

"Ben sizden para istemedim. Yalnızca biraz sevgi bekledim."

Ardından Umay'ı kucağıma aldım.

Nihat yanıma oturdu ve küçük kızımızın elini tuttu.

Çocuklarıma dönerek son kez konuştum.

"Sizi affetmem zaman alacak. Ama artık hayatımı sizin isteklerinize göre yaşamayacağım."

Nihat'ın avukatından saklanan parayla ilgili gerekli işlemleri başlatmasını istedim.

Birkaç ay sonra Nihat'la küçük bir törenle evlendik. Feride nikâh şahidimiz oldu.

Eski evimi satmadım. Orayı ihtiyaç sahibi annelerin geçici olarak kalabileceği bir yere dönüştürmek için çalışmalara başladım.

Çocuklarımla aramdaki mesafeyi ise korudum. Yaptıklarının sorumluluğunu almadan hiçbir şeyin düzelmeyeceğini biliyordum.

Bugün kızım Umay altı aylık.

Her sabah yüzüme gülümsediğinde hayatın bana verdiği ikinci şansı hatırlıyorum.

Çünkü o gün çocuklarım beni kapının önüne koyduğunda hayatımın bittiğini sanmıştım.

Oysa şimdi biliyorum ki insanın hayatı, başkaları artık ona ihtiyaç duymadığında bitmez.

Bazen bütün kapılar yüzünüze kapandığında, hayat size hiç beklemediğiniz bir kapı açar. Ve insan, kaç yaşında olursa olsun, yeniden sevmeye, sevilmeye ve mutlu olmaya layıktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir