Yılın son günlerine yaklaşırken, yılın bütün yorgunluğunun ve karmaşasının yaşandığı bir zaman diliminde, kocamın “acil” diye nitelendirdiği bir iş seyahatine çıkması, içimde bir huzursuzluk dalgası yarattı. Her şeyin yoğunlaşmaya başladığı, yılın sonu için hazırlıkların hızlandığı bu dönemde, aniden çıkan bir iş seyahati, sanki ruhumda bir boşluk açtı. Yılbaşı akşamını birlikte geçireceğimiz hayalini, bir anda belirsizliğin pençesine bırakmak, düşündüğüm tüm planların tuzla buz olmasına sebep oldu. Oysa birlikte geçireceğimiz birkaç gün, belki de ileride hatırlayacağımız güzel anılar yaratma fırsatını sunacaktı. Ama şimdi, yalnızlık hissi, kalbimde derin bir yarık açmışken, kocamın işten döneceği günü saymak, bir nevi zamanın geçişini sabırsızlıkla beklemek gibi. Gözlerim, pencere kenarındaki kar tanelerine takılırken, hem onun için duyduğum endişe hem de kendi içimdeki kaygı büyüyordu. Gerçekten de iş hayatı, kişisel yaşamımızın ne denli ince bir çizgi üzerinde dans ettiğini bir kez daha hatırlatıyordu. Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz