Komşulardan Şükriye heyecanla öne eğilmiş:
— Kız, sen de hiç mi itiraz etmiyorsun?
— Etmez olur muyum? Geçen akşam 'Yeter artık, belim tutuldu!' dedim. Bana dönüp 'Az kaldı hanım, biraz daha dayan!' demez mi?
Kadınlar kahkahaya boğulmuş.
En yaşlıları Makbule teyze gözlüğünü düzeltmiş:
— Benim rahmetli kocam da gençliğinde böyleydi. Ama bu kadarını hiç duymadım!
Gülizar gülerek devam etmiş:
— Daha bitmedi kızlar! Geçen gece saat on ikiyi geçti. Ben artık gözlerimi açık tutamıyorum. Kocam hâlâ 'Hadi hanım, son bir kere!' diye yalvarıyor.
Fadime masaya vurmuş:
— Ayol, adam seni hiç rahat bırakmıyor mu?
— Bırakmıyor vallahi! Üstelik geçen gece komşu Necati'yi de çağırmak istedi!
Kadınların ağzı açık kalmış.
Şükriye bağırmış:
— Neee! Bir de komşuyu mu karıştırdı?
Gülizar gayet sakin cevap vermiş:
— Ben de aynı tepkiyi verdim. 'Bu iş ikimizin arasında kalacak!' dedim. Ama bizimki tutturdu, 'Üç kişi olursak daha çabuk biter!' diye.
Makbule teyze elindeki çay bardağını masaya bırakmış.
— Gülizar kızım, sen ne anlatıyorsun böyle? Bizim tansiyonumuz çıktı!
Gülizar kahkahayı basmış.
— Daha dün gece olanları duysanız ne yaparsınız kim bilir!
Kadınlar hep bir ağızdan bağırmış:
— Anlat kız, anlat!
— Dün akşam kocam eve geldi. Elinde kocaman bir torba vardı. 'Bu gece sabaha kadar uğraşacağız!' dedi. Ben de 'Yok artık, yarın erkenden kalkacağım!' dedim.
Fadime meraktan yerinde duramıyormuş.
— Sonra ne oldu?
— Kapıyı kilitledi, masayı ortaya çekti, sandalyeleri dizdi. Bana 'Hazır mısın?' diye sordu.
Şükriye iki eliyle yüzünü kapatmış.
— Ay Gülizar! Senin anlattıkların bizim köyün bütün dedikodularını unutturacak!
Gülizar sonunda gülmekten gözlerinden akan yaşları silmiş.
— Kızlar, benim genç kocam internetten bin beş yüz parçalık yapboz almış! Her akşam beni masaya oturtup zorla yapboz yaptırıyor!
Bir an sessizlik olmuş.
Ardından bütün kadınlar kahkahadan kırılmış.
Makbule teyze sinirlenmiş:
— Hay senin yapbozuna! Biz de neler düşündük!
Gülizar ellerini iki yana açmış:
— Vallahi kızlar, adamın bütün derdi resmi tamamlamak. Bir parça bulunca çocuk gibi seviniyor. Bulamayınca da 'Hanım, bir daha bakalım!' diyor.
Fadime gülerek sormuş:
— Peki, onca gece uğraştınız, bitirebildiniz mi?
Gülizar derin bir iç çekmiş.
— Bitirdik kızlar, bitirdik. Dün gece son parçayı da yerleştirdik. Ben de artık rahat uyuyacağım diye sevindim.
Şükriye merak etmiş:
— Eee, ne oldu sonra?
Gülizar başını önüne eğmiş.
— Sabah kocam erkenden çıkıp gitmiş. Öğlene doğru eve döndü. Elinde bu sefer iki kocaman kutu vardı.
Makbule teyze sormuş:
— İçlerinde ne varmış?
Gülizar çaresizce gülmüş:
— Birinde üç bin parçalık yapboz, diğerinde de büyüteç varmış!
Kadınlar yeniden kahkahaya boğulmuş.
Fadime gözyaşlarını silerek sormuş:
— Peki sen ne yaptın?
Gülizar gururla doğrulmuş:
— Ben de internetten kendime beş bin parçalık bir yapboz sipariş ettim!
Şükriye şaşırmış:
— Niye kız? Sen zaten şikâyet etmiyor muydun?
Gülizar göz kırpmış:
— Ediyordum ama dün akşam kayınvalidem aradı. 'Oğlum çok sıkılıyormuş, birkaç gün sizde kalayım mı?' dedi. Ben de hemen kabul ettim!
Makbule teyze hâlâ anlamamış:
— Eee, yapbozla ne alakası var?
Gülizar çayından bir yudum alıp gülümsemiş:
— Kızlar, kayınvalidem yarın geliyor. Beş bin parçalık yapbozu önüne koyacağım. Oğluyla sabaha kadar uğraşsınlar. Ben de evlendiğimden beri ilk defa deliksiz uyuyacağım!
Makbule teyze gülmekten sandalyesinden düşecek gibi olmuş:
— Aferin Gülizar! Genç kocayı almışsın ama aklın hepimizden gençmiş!
Gülizar son sözünü söylemiş:
— Ne yapayım kızlar? Evlilikte mutluluğun sırrını öğrendim: Her sorunu çözmek zorunda değilsin, bazen doğru kişiye doğru yapbozu vermek yeterli! 😂