47 yaşındaki Gülizar, kendisinden 15 yaş küçük bir delikanlıyla evlenmiş.

Komşulardan Şükriye heyecanla öne eğilmiş:

— Kız, sen de hiç mi itiraz etmiyorsun?

— Etmez olur muyum? Geçen akşam 'Yeter artık, belim tutuldu!' dedim. Bana dönüp 'Az kaldı hanım, biraz daha dayan!' demez mi?

Kadınlar kahkahaya boğulmuş.

En yaşlıları Makbule teyze gözlüğünü düzeltmiş:

— Benim rahmetli kocam da gençliğinde böyleydi. Ama bu kadarını hiç duymadım!

Gülizar gülerek devam etmiş:

— Daha bitmedi kızlar! Geçen gece saat on ikiyi geçti. Ben artık gözlerimi açık tutamıyorum. Kocam hâlâ 'Hadi hanım, son bir kere!' diye yalvarıyor.

Fadime masaya vurmuş:

— Ayol, adam seni hiç rahat bırakmıyor mu?

— Bırakmıyor vallahi! Üstelik geçen gece komşu Necati'yi de çağırmak istedi!

Kadınların ağzı açık kalmış.

Şükriye bağırmış:

— Neee! Bir de komşuyu mu karıştırdı?

Gülizar gayet sakin cevap vermiş:

— Ben de aynı tepkiyi verdim. 'Bu iş ikimizin arasında kalacak!' dedim. Ama bizimki tutturdu, 'Üç kişi olursak daha çabuk biter!' diye.

Makbule teyze elindeki çay bardağını masaya bırakmış.

— Gülizar kızım, sen ne anlatıyorsun böyle? Bizim tansiyonumuz çıktı!

Gülizar kahkahayı basmış.

— Daha dün gece olanları duysanız ne yaparsınız kim bilir!

Kadınlar hep bir ağızdan bağırmış:

— Anlat kız, anlat!

— Dün akşam kocam eve geldi. Elinde kocaman bir torba vardı. 'Bu gece sabaha kadar uğraşacağız!' dedi. Ben de 'Yok artık, yarın erkenden kalkacağım!' dedim.

Fadime meraktan yerinde duramıyormuş.

— Sonra ne oldu?

— Kapıyı kilitledi, masayı ortaya çekti, sandalyeleri dizdi. Bana 'Hazır mısın?' diye sordu.

Şükriye iki eliyle yüzünü kapatmış.

— Ay Gülizar! Senin anlattıkların bizim köyün bütün dedikodularını unutturacak!

Gülizar sonunda gülmekten gözlerinden akan yaşları silmiş.

— Kızlar, benim genç kocam internetten bin beş yüz parçalık yapboz almış! Her akşam beni masaya oturtup zorla yapboz yaptırıyor!

Bir an sessizlik olmuş.

Ardından bütün kadınlar kahkahadan kırılmış.

Makbule teyze sinirlenmiş:

— Hay senin yapbozuna! Biz de neler düşündük!

Gülizar ellerini iki yana açmış:

— Vallahi kızlar, adamın bütün derdi resmi tamamlamak. Bir parça bulunca çocuk gibi seviniyor. Bulamayınca da 'Hanım, bir daha bakalım!' diyor.

Fadime gülerek sormuş:

— Peki, onca gece uğraştınız, bitirebildiniz mi?

Gülizar derin bir iç çekmiş.

— Bitirdik kızlar, bitirdik. Dün gece son parçayı da yerleştirdik. Ben de artık rahat uyuyacağım diye sevindim.

Şükriye merak etmiş:

— Eee, ne oldu sonra?

Gülizar başını önüne eğmiş.

— Sabah kocam erkenden çıkıp gitmiş. Öğlene doğru eve döndü. Elinde bu sefer iki kocaman kutu vardı.

Makbule teyze sormuş:

— İçlerinde ne varmış?

Gülizar çaresizce gülmüş:

— Birinde üç bin parçalık yapboz, diğerinde de büyüteç varmış!

Kadınlar yeniden kahkahaya boğulmuş.

Fadime gözyaşlarını silerek sormuş:

— Peki sen ne yaptın?

Gülizar gururla doğrulmuş:

— Ben de internetten kendime beş bin parçalık bir yapboz sipariş ettim!

Şükriye şaşırmış:

— Niye kız? Sen zaten şikâyet etmiyor muydun?

Gülizar göz kırpmış:

— Ediyordum ama dün akşam kayınvalidem aradı. 'Oğlum çok sıkılıyormuş, birkaç gün sizde kalayım mı?' dedi. Ben de hemen kabul ettim!

Makbule teyze hâlâ anlamamış:

— Eee, yapbozla ne alakası var?

Gülizar çayından bir yudum alıp gülümsemiş:

— Kızlar, kayınvalidem yarın geliyor. Beş bin parçalık yapbozu önüne koyacağım. Oğluyla sabaha kadar uğraşsınlar. Ben de evlendiğimden beri ilk defa deliksiz uyuyacağım!

Makbule teyze gülmekten sandalyesinden düşecek gibi olmuş:

— Aferin Gülizar! Genç kocayı almışsın ama aklın hepimizden gençmiş!

Gülizar son sözünü söylemiş:

— Ne yapayım kızlar? Evlilikte mutluluğun sırrını öğrendim: Her sorunu çözmek zorunda değilsin, bazen doğru kişiye doğru yapbozu vermek yeterli! 😂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir