19 yaşındaki kilolu kız köyün ağasıyla evlendi… Ama düğün gecesi kocasının ona söylediği söz, hayatını tamamen değiştirdi.

benim hakkımda konuşmayı bıraktı. Çünkü Cemal’in bana nasıl davrandığını herkes görüyordu. Beni saklamıyor, aksine yanında gururla yürüyordu. Ben de onun yanında yürürken artık insanların gözlerine bakabiliyordum.

 

Bir gün köy meydanında genç kızlardan biri bana yaklaşıp utangaçça, “Dilan abla, sen hiç kendini çirkin hissetmiyor musun artık?” diye sordu.

 

O soruyu duyunca yıllar önceki halimi hatırladım.

 

 

Kızın omzuna dokundum.

 

“Bazen hissediyorum,” dedim. “Ama artık bunun benim gerçeğim olmadığını biliyorum.”

 

“Peki ne değişti?”

 

 

“Ben değişmedim. Bana kendimi nasıl görmem gerektiğini söyleyen insanların sesini susturdum.”

 

Akşam konağa döndüğümde Cemal kapının önünde beni bekliyordu. Yanına gittiğimde gülümseyerek elimi tuttu.

 

“Bugün çok mutlu görünüyorsun.”

 

 

“Çünkü bugün birine kendisini sevmeyi öğrettim.”

 

Cemal başını salladı.

 

“Sen önce kendini sevmeyi öğrendin.”

 

 

O anda anladım ki benim hayatımdaki en büyük değişim evlendiğim adam değildi. Asıl değişim, yıllarca başkalarının gözlerinden baktığım kendime artık kendi gözlerimle bakabilmemdi.

 

Cemal bana bir eş olmaktan önce, kendimi yeniden tanımam için bir kapı açmıştı. Ben de ona yıllardır unuttuğu sıcaklığı hatırlatmıştım.

 

Ve o günden sonra köyde insanlar bizim evliliğimizi konuşmayı bıraktı. Çünkü bazı evlilikler parayla, güçle veya insanların ne diyeceğiyle değil; iki insanın birbirinin yaralarını görüp onları küçümsememesiyle gerçek bir yuva olur.

 

 

Ben on dokuz yaşında köyün ağasıyla evlenmiştim.

 

Ama aslında o gün, başkalarının bana biçtiği değerden kurtulup kendi değerimi bulduğum hayatla evlenmiştim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir