Kızım kendinden yaşça büyük adamla nişanlandı… Sebebini öğrendiğimde dizlerimin üzerine çöküp öylece kaldım

Kızım Derya'nın parmağındaki yüzüğü ilk gördüğümde, bunun hayatımda duyduğum en güzel haberlerden biri olacağını sanmıştım. O akşam eve her zamankinden farklı bir ifadeyle girmişti. Ne neşeliydi ne de üzgün. Sanki uzun zamandır içinde taşıdığı büyük bir sırrı sonunda söylemeye karar vermiş gibiydi.

 

“Anne, sana bir şey söyleyeceğim ama önce sakin olacağına söz ver.”

 

Elimdeki çay bardağını masaya bıraktım.

 

“Bu cümleyle başlayan hiçbir şey beni sakinleştirmez. Ne oldu?”

 

Derya birkaç saniye başını eğdi. Sonra sol elini kaldırdı.

 

Parmağındaki yüzük ışığın altında parladı.

 

“Ben nişanlandım.”

 

Gözlerim önce yüzüğe, sonra kızımın yüzüne takıldı.

 

“Ne?”

 

“Biliyorum, çok ani oldu.”

 

“Derya, sen daha on dokuz yaşındasın!”

 

“Biliyorum.”

 

“Kim bu çocuk?”

 

Derya'nın bakışları bir anda değişti.

 

“Çocuk değil anne.”

 

İçimde kötü bir his oluştu.

 

“Kaç yaşında?”

 

Bir süre sustu.

 

“Otuz dokuz.”

 

O an sanki duvarlar üzerime gelmeye başladı.

 

“Sen on dokuz yaşındasın, o otuz dokuz!”

 

“Onu seviyorum.”

 

“Bu sevgi değil Derya. Senin yaşında bir insanın hayatı daha yeni başlıyor.”

 

Kızım ilk kez sert bir sesle karşılık verdi.

 

“Benim hayatım zaten yıllardır başlamadı anne.”

 

Bu söz beni susturdu.

 

Çünkü Derya'nın çocukluğundan beri bazı şeyleri içine attığını biliyordum.

 

Babasıyla yıllar önce ayrılmıştık. Derya babasıyla görüşmeyi tamamen kesmiş, benimle de son birkaç yıldır arasında açıklayamadığım bir mesafe oluşmuştu.

 

Fakat bu adamın ortaya çıkmasından sonra kızımın değiştiğini fark etmiştim.

 

Daha sessizdi.

 

Daha kararlıydı.

 

Ve garip biçimde korkusuzdu.

 

Adamın adı Baran'dı.

 

Onu ilk kez nişan konuşmak için evimize geldiğinde gördüm. Yaşına göre olgun, sakin ve ağırbaşlı biriydi. Derya'nın yanında otururken ona dikkatle bakıyor, fakat en küçük bir saygısızlık yapmıyordu.

 

Yine de içimdeki şüphe gitmedi.

 

“Derya'yla nasıl tanıştınız?”

 

Baran birkaç saniye düşündü.

 

“Yaklaşık iki yıl önce.”

 

“İki yıl mı?”

 

Derya hemen araya girdi.

 

“Anne, her şeyi anlatacağım.”

 

Baran ona baktı.

 

“Artık saklamamızın anlamı yok.”

 

O cümle beni daha da endişelendirdi.

 

“Neyi saklıyorsunuz?”

 

Baran cevap vermedi.

 

Derya da sustu.

 

O gece uyuyamadım.

 

Kızımın bana anlatmadığı bir şey vardı.

 

Ertesi gün Derya'nın odasını toplarken eski bir çekmecede sararmış bir zarf buldum. Üzerinde yalnızca şu yazıyordu:

 

“Derya'ya, on dokuz yaşına geldiğinde.”

Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir