Samsun’un gri bir sabahında, sahile yakın bir ortaokulda ders zili çaldığında her şey normal görünüyordu. 8-C sınıfı, üçüncü katta, pencereden Karadeniz’in dalgalarını görebiliyordu. Öğrenciler sıradan bir gün bekliyordu. Ama o gün hiçbir şey sıradan değildi.
Koridorlarda ilk tuhaflık, ikinci derste başladı. Okulun eski kanatlarındaki ışıklar titriyordu. Birkaç öğrenci, merdiven boşluğundan gelen hafif ayak seslerini duyduğunu söyledi. “Kimse yoktu ama sesler yaklaşıyordu,” dedi Efe fısıltıyla. Öğretmenler bunu yorgunlukla açıkladı. Fakat teneffüste kantin kapısı kendiliğinden kapandı. İçerideki öğrenciler dışarı çıkamadı. Camdan bakanlar, koridorda kimsenin olmadığını gördü. Sadece gölgeler... Hareket eden, şekil değiştiren gölgeler . Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz