Kader ile liseden beri yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi

Geçen hafta sonu Murat'ın arabasına bindiğimde torpidoda lüks bir kuyumcuya ait, üzerinde pırlanta bir kolye yazan fatura buldum. Bana düğün hediyesi alıp sürpriz yapacak diye içten içe o kadar sevindim ki, hiç sesimi çıkarmadım. Dün akşam Kader bize kahveye geldi, yine düğün telaşından bahsediyorduk. Sohbet ederken hararetle saçını geriye attığında boynundaki o kolyeyi gördüm; faturadaki modelin ve markanın ta kendisiydi! Yüreğim ağzıma geldi, ellerim titremeye başladı ama bozuntuya vermedim, yutkundum. O sırada Murat'ın telefonu salondaki sehpada şarjdaydı ve bildirim sesiyle ekranı aydınlandı. Kader mutfağa su içmeye gidince dayanamayıp hemen telefona uzandım, ekrandaki o mesajı gördüğüm an beynimden vurulmuşa döndüm...
Ekrandaki o mesajı gördüğüm an beynimden vurulmuşa döndüm. Murat'ın telefon rehberinde "Mekâncı Hakan Abi" olarak kayıtlı numaradan gelen mesajın ön izlemesinde aynen şu yazıyordu: "Aşkım kolye harika durdu, kız kardeşi falan dinlemedim taktım geldim. Bu akşam bu uyuzu ne zaman gönderirsin? Çok özledim."
Nefesim kesildi. Boğazıma yumruk gibi bir şey oturdu, yutkunamadım. Gözlerim yuvalarından fırlayacakmış gibi ekrana kilitlenip kalmıştı. Hakan Abi dediği kişi... Benim can yoldaşım, liseden beri kardeşim bildiğim Kader 'di! Demek o sonu gelmez "mekan ayarlamaları", "fiyat konuşmaları" hep yalandı. Benim arkamdan iş çevirirken, bir de utanmadan gözümün içine baka baka evime gelip, benim nişanlımın aldığı o kolyeyle karşımda kahve içiyordu. O an zaman durdu sanki. Midemdeki bulantı dalga dalga tüm vücuduma yayıldı. Odamın duvarları üstüme üstüme gelmeye başladı, nefes alamadığımı hissettim gorsele ilerlyn devamı digr sayfda..
Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsin... 👇