Bir sabah, güneşin ilk ışıkları penceremden içeri sızarken, torunumun yüzündeki hayal kırıklığını görmek beni derin bir düşünceye sevk etti. Uzun bir yaşamın ardından, bir huzurevine yerleştirilmek, insana adeta bir ömrün sonbaharı gibi geliyordu. Duygularım karmaşık; bir yandan onun sevgisini hissetmek, diğer yandan yaşlılık ve yalnızlığın gölgesinde kaybolacak olmam korkutuyordu. Huzurevi, tanıdık yüzlerin ve sıcak anıların yerini soğuk duvarların aldığı bir yer gibi görünüyordu. Yalnızca fiziksel varlığım değil, ruhumun da buraya nasıl sığacağını merak ediyordum. Ancak, banknotların arasına sakladığım not, hayatımın bu yeni döneminde bir ışık kaynağı olabilirdi; belki de unutulmuş duyguların yeniden canlanmasına vesile olacaktı. Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz